AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 O.n.e..A..d.a.y

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2, 3, 4  Sonraki
YazarMesaj
a.s.l.i.i.s.i.k.s.a.l
Moderator
Moderator


Kadın
Mesaj Sayısı : 19
Yaş : 37
Kayıt tarihi : 27/12/06

MesajKonu: O.n.e..A..d.a.y   C.tesi Ocak 06, 2007 3:29 pm

O.n.e..A..d.a.y

Ellerini cebine soktuktan sonra derin bir nefes alarak gökyüzüne baktı. Gerçektende olmak istediği yerdeydi. Yanından geçen insanların yüzleri doksan derecenin altında olmakla beraber hızları da tahmin ettiğinin üzerindeydi. Tahmin ettiği bir başka şey ise her şeyin hızlı davranmayı sevmesiydi ve işin kötüsü bu doğru olabilirdi. Baktığı yer bir öncekinin aynısı değildi ama ileride keyif alarak izlediği gökyüzü, adının başına global kelimesi koymayı ihmal etmeyerek, aynılaşacaktı.
Bazı insanların doğuştan evrensel hissettiğini, bu nedenle de herhangi bir olay karşısında şaşırmadıklarını hep düşünmüştü. Ancak bu sefer yanlış düşünmüştü. Sadece kendini mutlu hissetmek ve hayatın tadını çıkartmak için gökyüzüne yönelttiği kafasının hemen arkasında, az önceki hız ve açılarından eser kalmamış birkaç kişi hissetti.. Yanakları beyaz dişlerinin bir kısmını gösterecek kadar geriye çekilmişti. Narin gülümsemesinin ince yüzüne kattığı heyecanın dışında gözlerinde bir başka ifade vardı. Şaşırmıştı. Onu şaşırtanın büyük, eşi benzeri olmayan bir olay olacağını düşünmesine rağmen böylesi küçük bir şeye şaşırmasına bile şaşırmıştı. Birkaç dakika öylece durduktan sonra gülümsemesi bir boy büyüdü ve zihnindeki oyunu bozmamaya karar verdi..

Bir süre sonra cebindeki elleri dünden arta kalan parasını, çakmağını, bir yerde unutmamak için çıkardığı uğurlu yüzüğünü fark etti. Eksik bir şeyler vardı. Dün aldığı sigarasını bir yerlerde unutmuş olabileceğini düşünürken, ufak tefek düşen damlacıklar insanlara yeniden hızlarını hatırlatmaya başlamıştı bile. Sokağın başındaki büfeye yönelirken cebinde kalan son para, bir matematik problemine kahraman olamayacağı gibi; bir paket sigaraya bile yetmeyeceğini hatırlattı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
parantezicihayatlar
Moderator
Moderator


Erkek
Mesaj Sayısı : 382
Yaş : 33
Kayıt tarihi : 21/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   C.tesi Ocak 06, 2007 5:12 pm

Cebinde ki parasının sigaraya yetmeyeceğini anladığı anda bir başka düşe gözünü çevirdi her zaman ki gibi... Kaldırımda küçücük bir kız çocuğu kir-pas içinde ki yüzü ile hemen yanı başında ki erkek çocuğuna bakıyordu pür dikkat... Erkek çocuğunun elinde bir pamuk şekeri vardı... Ve başını okşayan bir babası...Belli ki baba hemen yüz metre ilerde ki şekerci amcadan almıştı oğluna bu şekeri... Şekerci de, erkek çocuğu da, baba da umursamıyordu kir-pas içinde ki kız çocuğunu... Simsiyah yüzünde ki simsiyah gözleri ışıldıyordu... Doğa kurallarını dize getiriyordu bu küçük kız adeta... Bir şeyin siyahın üzerinde parlaması için beyaz olması gerekti... Simsiyah yüzde ki simsiyah gözler nasıl parlayabilirdi ki? Bu akıl almaz yeteneği ona bahşeden şey ne olabilirdi? Kaldırımdan geçen kalabalık bile fark etmiyordu bu doğaüstü yeteneği...

Bir an durdu...
( http://www.jan-ap-kaczmarek.com/mp3/aimee_and_jaguar13-40.mp3 )

Yüz metre ilerde ki şekerciye baktı... Sonra erkek çocuğuna ve babaya... Sıska bacakları ile harekete geçti ve o kaldırımda ki kalabalığın içinde karıştı... O kalabalığın içinde ilerleyerek şekercinin yanına kadar gitti... Parası ile 3 adet pamuk şekeri aldı. Yine kalabalığa karışarak bu sefer kız çocuğunun yanına kadar geldi ve şekerleri verdi... Karşı kaldırıma geçti... Sonra kalan parası ile bir tek sigara aldı... Kaldırıma oturdu, tek sigarasını yaktı ve kızı izlemeye başladı...

_________________
Biz tarihin orta çocuklarıyız.
Bir amacımız ya da yerimiz yok!

http://www.parantezicihayatlar.com


En son tarafından C.tesi Ocak 06, 2007 6:57 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.parantezicihayatlar.com
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   C.tesi Ocak 06, 2007 5:43 pm

küçük kız elindeki şekerlerden birini tüm çocuksuluğu ile iştahla yemeye başladığında, O oturduğu kaldırımda Sigarasından aldığı her nefeste gökyüzündeki siyah bulutlar nispet yoğun dumanlar çıkarıyordu ağızından. Soğuyan havanın etkisiyle buharlaşan nefesi dumana karışıyordu. Sadece bakmıyordu gözlerinin önünden akan yaşama. Yaşadıkları ve paylaştıkları zihnini rahat bırakmıyorken gözü tekrar bir saçağın altına sığınmış küçük kıza takıldı. Tek sigarasından bir nefes daha alarak "sığınmak" diye düşündü içinden. Aslında bunu Haykırabilirdi de. Ama içinden haykırmayı yeğledi. Önünden aynı şemsiyenin altında Koşar adımlarla geçen anne ve çocuğu izledi gözleri, Çocuk tam kızın yanından geçerken annnesinin hızını kesti Kızın elindeki pamuk şekerleri göstererek ağlamaya başladı.
Kız hiç diretmeden elindeki diğer şekerlerden birini uzattı çocuğa ama anne çekercesine götürdü çocuğunu. Bakışları kıza takılı kaldığında sigarası bitmek üzereydi "Paylaşmak" dedi. Ağlayan çocuğun sesi uzaklaşırken, saçak altında duran kızı hayallerinde biryere yerleştirmek istedi ama olmadı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
bacak
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 35
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 20/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   C.tesi Ocak 06, 2007 6:56 pm

“Evet evet, paylaşmak” dedi sadece kendisinin duyacağı bir sesle. Boğazının kuruduğunu fark etti. Yağmurun altında ıslanıyordu ama boğazı kupkuruydu işte. Hep şaşırırdı böyle şeylere.. Gene şaşırdı, geri kalmadı. “Evet evet, paylaşmak” dedi gene içinden. Sağa sola bakındı, daha evvel hiç gitmediği bir barın kapısını gördü. Dudaklarına bir gülümseme yayıldı. Boğazı kupkuruydu, cebinde beş kuruşu yoktu.. Bu yüzden kafası çok daha hızlı çalışıyordu;

“Evet evet, paylaşmak.. hmmm… acaba? Hahahahah… evet evet… tamam. Şimdi durumu bir değerlendirelim. Param yok, boğazım kuru, içerdeyse bir sürü içki var. Birazını benimle paylaşsınlar. Hahaha… Evet, plan şu. Giriyorum. Param varmış gibi… içiyorum. En iyi ihtimalle ne olabilir? İçerde bir tanıdığa rastlarım, o ısmarlar. En kötü ihtimalle ne olur? Gecenin sonunda paramın olmadığı anlaşılınca güzelce dayağımı yerim, haha, ama o sırada zaten çoktan sarhoş olacağımdan tekme, yumruk falan işlemez. Belki karakolda uyanırım. Evet… çok aptalca bir plan bu. Ama işte tam da bu yüzden, uygulanmalı”

- Hoşgeldiniz. Ne alırdınız?
- Rakı alayım.. duble.
- Rakı satmıyoruz maalesef, pub burası.
- Hmm.. rakı satmayınca pub mı oluyor? Neyse.. bira alayım o zaman.


İlk dört birayı tedirginlikle içti. Sonra sıradan, daha sonra aşırı rahat bir müşteri oldu. Onuncu birasının köpüğünü üflerken saygıdeğer pubın, saygıdeğer müziğinin sesi açıldı. Saçı sarıya boyalı diye kendini güzel zanneden hanım hanımcık sarhoş hanımlar masalarda göbek atmaya başladı. Yanından geçen garsonu çevirip masada göbek atan kızları gösterdi.. “hani pubdı yahu burası?” diye sordu gülerek. Garson da yapay bir gülümsemeyle geçiştirdi soruyu, gitti. Birasını içmeye devam etti, yüzünde asılı kalmış gülümsemesiyle. Kaç tane içtiğini saymayı bıraktı.

Sabah uyandı. Kendi yatağında. Sallana sallana banyoya gitti. Aynaya baktı, dayak yemiş gibi bir hali yoktu, şaşırdı. Hatırlamaya çalıştı. En son, ortadaki masalardan birinin üstüne çıkıp “benimle beraber ağlar mısınız?” diye bağırdığını hatırladı. Birkaç defa tekrarlamıştı hatta… “Benimle beraber ağlar mısınıııızz?”… ve hatta müşterilerin bir kısmı da “eveeet!” diye neşeyle cevap vermişlerdi. Dün akşamla ilgili bilgi alabileceği kimse yoktu. “Neyse, başarıyla atlatılmış bir gece gibi gözüküyor, bir şeyler olduysa da ilerde çıkar zaten kokusu” diye düşünüp yatağına geri döndü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bacak.blogcu.com/
mikrocip
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 47
Yaş : 36
Kayıt tarihi : 29/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   C.tesi Ocak 06, 2007 7:14 pm

yatağında bir sağa bir sola dönerken, birden aklına geldi... gecenin hengamesinde cebine doğru birseyler olmustu.. birileri cebine elini sokmustu. hemen fırladı yataktan ve o notu buldu.....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
all modo
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 192
Yaş : 41
Kayıt tarihi : 25/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   C.tesi Ocak 06, 2007 8:03 pm

Bir şeyler hatırlamaya çaışıyordu nutu açarken. Acaba ağlamaya davet ettiği kalabalıktan birileri iletişim kurmak mı istiyordu onunla. O sarı boyalı saçlarıyla salınan kadınlardan mıydı? Anımsadığı şeylerden biri de yolda gördüğü küçük kızın gözleriydi. Kağıdı açarken uğur yüzüğü geldi aklına, ellerine baktı, yüzük ellerinde olması gereken yerde değildi. Cebinde olabilirdi belki. kağıdı bir kenara bıraktı. Ceplerini karıştırdı. Sırası ile tüm ceplerine baktı. Sonra tekrar baktı. Hep son bakılan cepte çıkmalıydı oysa. Son baktığı cebe tekrar baktı. Etrafına bakındı. yatağına, sehpaya, masaya baktı. Belki de pupdaki birine mi vermişti. 'Yoo' bu olamazdı. Kimseye vermezdi yüzüğünü. Oturdu ve anımsamaya çalıştı gece olanları. Unuttuğu not geldi tekrar aklına. Evet doğru; bir şeyler yazılmıştı kağıt üzerine. Kağıdı aldı tekrar. Bir adres bir telefon numarası olabilirdi yazılan.

Not üzerinde matbaa baskısı düzenli çizgiler arasında kimi düzensiz çarpılar vardı. 11 adet çarpı ve bir adet tek yan çizgi. Çarpıların yanında 'bira' yazıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
parantezicihayatlar
Moderator
Moderator


Erkek
Mesaj Sayısı : 382
Yaş : 33
Kayıt tarihi : 21/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   C.tesi Ocak 06, 2007 8:17 pm

Oturdu sakinleşince bir koltuğa...Sakin bir müzik açtı ve düşünmeye başladı...Ne olabilirdi bu? Aklına ilk gelen şey paylaşmanın şifresi oldu...Paylaşmanın şifresi olur muydu?

''Düzenli çizgiler şekerci amcaya kadar giden yol olabilir'' dedi kendine...
''Dağınık çarpılar ise küçük kızı umursamadan hayatın karmaşasına kapılan insancıklar...Yan çizgi ise tek başına kirli yüzlü kız olabilirdi... ''

Hay Allah! Bu çarpıların yanında ki ''Bira'' ne anlama geliyordu?
Ve en önemlisi, uğur yüzüğü nereye gitmişti?

_________________
Biz tarihin orta çocuklarıyız.
Bir amacımız ya da yerimiz yok!

http://www.parantezicihayatlar.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.parantezicihayatlar.com
bacak
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 35
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 20/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   C.tesi Ocak 06, 2007 9:09 pm

Elindeki adisyona anlamlar yüklemeyi bırakıp katladı. Tam cebine koyacakken adisyonun arkasında bir şeyler yazdığını gördü.

“sanat öyle yapılmaz, böyle yapılır”

Bir kahkaha attı. Yazısını tanımıştı. Aslında okunmayacak haldeydi kelimeler ama kendi sarhoş yazısını da bildiğinden okuyabilmişti. Sanattan zerre kadar anlamazken, ilgilenmezken, acaba hangi nedenle böyle bir şey yazmıştı kağıda. Üstelik de adisyonun arkasına. Gülmeye devam etti. “hey allahım yaa, alkol nelere kadir” dedi.

Evin içinde dolanmaya devam etti, yüzüğün olabileceği yerlere bakmıştı. Olamayacağı yerlere de bakmaya karar verdi. Adisyon arkalarında sanat hakkında ahkam kesen birinin de yapması gereken bu olmalıydı zaten. Akla en son gelecek yerlere bakmak. Saksıların içinde yoktu, ecza dolabında da, fırında da… Bir saat süren aramadan sonra vazgeçti. Geceyi geçirdiği pub’a gidip sorması hem tehlikeli olurdu, hem de büyük bir yüzsüzlük. Zira pub’a beş kuruşsuz gitmiş ve hesabı da ödememişti haliyle. Adisyon cebinden çıktığına göre belli ki ödeyen de olmamıştı.

Karakola gitmeye karar verdi. Gerçi polislerin kıçıkırık bir yüzükle ilgilenmeyeceklerini biliyordu ama belki pub’a gidip sormalarını sağlayabilirdi. Birden aklına lise arkadaşı Osman geldi. Polis olmuştu liseden sonra Osman. Geçenlerde de komiser ya da onun gibi bir şey olduğunu duymuştu. Yolda tesadüfi bir iki karşılaşma dışında görüşmemişlerdi liseden beri ama olsun gene de Osman iyi çocuktu. Kırmazdı eski bir arkadaşını herhalde. Hem Osman’a, eski bir arkadaşına ne kadar mühim bir mevkide bulunduğunu gösterme şansını verecekti ki bu da bir insanın tepeceği türden bir fırsat değildi.

Bir iki arkadaşını arayıp Osman’ın çalıştığı karakolu öğrendi. Evden çıktıktan kırk dakika sonra karakola ulaştı. Kapıdaki memura “Osman Bey”i görmeye geldiğini söyleyip girdi içeri. Sonra karşısına çıkan ilk masadaki memura da aynı şeyi söyledi.

- Amirim odasında. Kim geldi diyeyim?
- Faruk… Faruk Antalya. “Liseden arkadaşınızmış” derseniz iyi olur.
- Amirim. Faruk bey geldi.. Faruk Antalya. Lis.. hı hmm.. tamam. Buyrun Faruk bey, şurdaki oda.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bacak.blogcu.com/
sazan
gri
gri


Mesaj Sayısı : 16
Yaş : 34
Kayıt tarihi : 26/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Paz Ocak 07, 2007 9:35 am

odaya ürkerek girdi. kimbilir daha önce kaç kez karakola çağrılmıştı. Ama onlar için bile polis amirinin kapısını çalarken böyle ürkmemişti. Utandı bu hissinden. İçeri girdi. Osman görmeyeli iyice etlenmiş, rahattan göbek bağlamıştı. gerçi kenisinin de bira göbeği vardı ya... telefonla görüşüyordu lise arkadaşı, onun girdiğini bile görmemişti. Görmüş bile olsa umursamamıştı, eğreti bir balış bile atmamıştı. sadece telefondaki sesinin tonu azalmıştı, daha alçak "olur efendim, canım efendim" diyordu. kıllı elinin içindeki ahizeye gözü takıldı, ahize üzerindeki dolma parmaklara.. ve altın yüzüğüne. Demek evlenmiş! düğününe çağıracak kadar değeri yokmuş demek, hoş onu sergilerine çağırmış mıydı sanki..
ama galericiler yüzünden dedi, bahanesi vardı. Galeri müdüresi kokanaların makyaj parasını bile öderlerken galericiler ona gelince fakirleşirler, borç batağına saplanırlardı. Serginin açılış kokteylini kendisi karşılarsa izin veriyorlardı boktan! resimlerini teşhir etmesine. hem Osman resimden anlar mıydı? koskoca yadınlık odasında göz gezdirdi. Atatürk fotoğrafının altında Osman'ın karakol polisleriyle olan fotoğrafı asılıydı. Emrinde kaç polisi varmış! kendi emrindekileri düşündü,
ucuz boyalar, çadır bezi, amerikan kartonları, kömür boyalar, pek çok beyaz sayfa..ne gerekliydi onun onun yasamında bir kalem bir pecete bile yeterliydi. Sızdığı gecelerde elinde bir tomar çizimli yazılı peçetelerle, adisyonlarka uyanırdı. Adisyon deyince aklına geldi. Sahi niye gelmişti buraya? yüzüğünü hatırladı. Boşver yüzüğü.. Geriye döndü, az önce girdiği kapıdan selamsız sabahsız cıktı.....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Paz Ocak 07, 2007 10:22 am

eeeee.. ona da bu yakışırdı -yakışırmıydı- Çoukluğundan anıları da bıraktı o odada, çınlatılacak kulaklarda kurtulmuş oldu böylece. zaten oldum olası sevmezdi kravat takmayı bile. o Osmanın hayatıydı osmanı hayatına bıraktı ama düşünmeden de edemedi.... Osman kiminle evlendi acaba ?

Hiç evlenmemişti Faruk ama bar muhabbetlerinde bilmediği yerlerde birden fazla çocuğu olduğunu iddia eder dururdu. Onagöre bir gecelik maceralarının meyvesiydi çocuklar. Analarını bile hatırlamıyordu sözde. Çıktığı karakol arkasında ufalırken o ardına bile bakmıyordu. Osmanın Evliliği takıldı yine düşüncelerine Kimdi ulan bu adamın evlendiği kız diye düşünürken aniden döndü. Karakola tekrar giremeyeceğini biliyordu. Aslında istese girerdi Kamuya açık bir yer nede olsa ama o girmek istemiyordu.

Çok plansız yaşamasına karşın hemen bir plan yaptı...

....mesai çıkışı Osmanı takip edecek evini öğrenecekti, sonrada kiminle evlendiğine dair bilgisi olacak, merakını giderecekti. tekrar beklemeye başladı bu kez cebinde bir paket sigarası ve osmanı takipte kullanacağı taksiye verecek parası vardı cebinde çünkü. Karakola gelirken bir arkadaşına rastlamış biraz da para almıştı. (bunu es geçmişti öncekileri yazan yazar arkadaş.Neyse işte bunu da öğrenmiş oldunuz sevgili okur) karakolu gören bir Büfenin önünde beklemeye başladı, şüphe uyandırmamaya çalışmak için de bira aldı büfeciden. Mesainin bitmesine saaatler vardı. Şüphe uyandırmamak adına peş peşe bira alıyordu hatta bir pakette sigara aldı. İçtikçe cebindeki para da azalıyor kafasındaki merak duygusu artıyordu. Kimdi bu kız.

Birkaç bira sonra Osman kapıda göründü. İyi de beklerken yine parasız kalmıştı ne ile takip edecekti..


En son tarafından Paz Ocak 07, 2007 3:33 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
sazan
gri
gri


Mesaj Sayısı : 16
Yaş : 34
Kayıt tarihi : 26/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Paz Ocak 07, 2007 11:05 am

Osman karakolun merdivenlerinden koşarak indi.. Doğruca bir ekip arabasının açılan kapısından içeriye girdi. Evine bile polis otosuyla gidiyordu. belki de sirenleri çalacak, yolu açacak, trafik nedir takılmayacaktı..Oldum olası böyle emrine verilen şeyleri sonuna kadar kullananları sevmezdi..Akademiden de bu yüzden ayrılmıştı. Asistanlık ayağına hocaların kıç yalamacılığını yapmak istemiyordu...
lise arkadaşından vazgeçti. O çok gerilerde kalmıştı. tıpkı diğerleri gibi. Lise deyince aklında bir tek Cansu vardı. Bir içim suydu ama diger kızlardan farklıydı. onun sayesinde edebiyatla tanışmıştı. onun için ilkin şiire vurmuştu kendini, şairlerden toplama şiirler yazmıştı.. o an aklına birkaç mısra geldi, dünden kalma adisyon kağıdının altına çiziktiriverdi hemen:

ready made
yazamam şiirler
yazılanlardan idare ederim
şimdi...
oldu mu Cansu? oldu mu Osman?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
parantezicihayatlar
Moderator
Moderator


Erkek
Mesaj Sayısı : 382
Yaş : 33
Kayıt tarihi : 21/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Paz Ocak 07, 2007 11:39 am

Bir an önce kendini sığınağına, yani evine atmalıydı...Bu kısacık şiirimsi şeyi yazdıktan sonra hızla sokağa fırladı...Ve düşündü... O kaldırımda küçük kızı umursamdan gelip geçen kalabalığın her birisi biraz biraz Osman'dı aslında...Amirleri onlara hayatta kalmaları için gerekli şartları sağlıyor, onlar da Channel Discovery'de izlediği belgesel varlıkları gibi yalnızca hayatta kalma mücadelesi veriyordu...Amirler bir nevi Tanrı görevi görüyordu bu dünya da...Küçük kızın şekersiz kaldığını bile göremiyorlardı o hengame içinde ki kalabalıkta...O kızın şekersiz kaldığını sadece benim Tanrım bana gösterebilirdi zaten dedi...Çünkü o tüm insanlığın Tanrısı...Kişisel Tanrılar türedi artık...Herkesin kişisel ve sadece ona yaşama imkanı sunan takım elbiseli Tanrıları var...

Evine doğru yürümeye başladı...Yine sokakta şekersiz kirli yüzlü çocuklar vardı...Bu sefer üstünde parası yoktu...Dudakları titremeye başladı ama ağlayamadı...Merdivenlerden çıktı...Evinin kapısını açtı...Bir bira doldurdu kendine ve hafif bir jazz şarkısı açıp pencerenin önüne oturdu...Soğuk şehri izliyordu...Fon da Tom Waits - Closing Time eşliğinde kaleme ve kağıda ilk kez Cansu için çalıntı olmayan bir şeyler karalamaya başladı...Gözyaşları kağıda damlıyordu...

'' Hava soğuk! Neden penceremi açıyorum? Soğuk hava ile bir veda piyesi hazırlıyorum sana belki de...Allah aşkına, nedir bu içimde ki donma isteği...Senin için objektif bir oyun sergileyeceğim, tek kişilik...Önce gözlerim donacak yavaş yavaş...Gözlerim de bir ölüm soğukluğu olacak...Göremeyeceksin kendini onlarda...Sonra ellerimi hissetmeyeceğim...Ve sonra sen hissetmeyeceksin onları...Fingirdek bir acı hissedeceksin buz kesmiş ellerim ellerindeyken...Öptüğün ayak parmak uçlarım donacak sonra...Yapışacak dudakların her bir hücresine...İçkili ilişkiler gibi sabaha tanımayacaksın beni...Sorumluluk almaktan kaçar bir ifade olacak yüzümde...Çok sevdiğin gülümsemem iğreti bir acıya dönüşecek gözyaşlarında...Yansımasını göreceğim siluetimin nakış nakış işlenmiş suretinde...İnzivaya çekilecek hayalim sonra yarım kalmışlığın sindiği zihninde...Beni atmak için çırpınacaksın kuş kalbinden...Kanatlarını çırptıkça sen inceden inceye, daha da derine gidecek kalbine batırdığım paslı iğne...''

_________________
Biz tarihin orta çocuklarıyız.
Bir amacımız ya da yerimiz yok!

http://www.parantezicihayatlar.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.parantezicihayatlar.com
all modo
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 192
Yaş : 41
Kayıt tarihi : 25/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Ptsi Ocak 08, 2007 8:14 am

Kalemi bıraktı, göz yaşlarını sildi, bir yudum daha aldı birada. Bira buz gibiydi camın önünde durduğundan. Düzenli masası ufak bir masa idi ve camın önündeydi. açık pencereden sokak ve şehrin kısıtlı bir manzarası görünüyordu, sokak aydınlatmaları, seyrek de olsa geçen arabaların gürültüleri, dört el sıkılan bir silahın sesi... Sıkıcıydı bunlar, canı sıkılmıştı, Yeni bir kağıt aldı, 'Cansu' yazdı kağıda en sevdiği siyah pilot kalemi ile. baka kaldı kağıt üzerinde sıralı harflere.

Donup klamıştı. "C.A.N.S.U." Tertemiz ve düzenli mutfağa gidip cattle'ın düğmesine bastı. geri döndü. Kağıt üzerindeki harflere tekrar baktı, belki bir akrostiş yazabilirdi lise yıllarında olduğu gibi. Bir an fotoğraflar geldi aklına. birlikte çekildikleri bir fotoğraf vardı. Sınıf pikniğinde gittikleri baraj gölünün yanında toplu fotoğraf çekilmişlerdi. Yanındaydı o da. Özenle düzeltilmiş yatagın yanındaki dolabaın çekmecelerini karıştırdı. Fotoğraflar orada değildi, biliyordu. Tüm fotoğrafları bir kutuya koymyştu çünkü, onlara bakmak olnu rahatsız ediyordu çoğu zaman. Hatırlamak istemeyeceği şeyler hatırlatabilirlerdi çünkü.

Vaz geçti fotoğrafı aramaktan, zaten bulmaya da niyeti yoktu. Düzeltilmiş yatağına oturdu. Üşüdüğünü hissdiyordu, camı kapatmak geçti içinden, ondan da vaz geçti. müziği değiştirmeyi düşündü sonra, fakat onu da yapmadı. Düşüncelere dalmış gibi bir hali vardı. Derin düşüncelere... Saat kaç olmuştu acaba? gün ağaracakmıydı?

Yavaşça yatağa uzandı. Tam kafası yastık üzerinde yerin buluyordu ki atan cattleın sesi ile irkildi ve teleşla doğruldu yataktan. Düzeltilmiş, düzgün yataktan. Bu da neydi, ev derlenip toplanmış, mutfakta tüm antibiyotik deneyleri, tüm bulaşıklar yıkanmıştı. İçerdeki tek dağınıklık kendi kafası idi. Saçları kadar dağınıktı zihni de.

Kim diye sordu kendine. Yalnı gelmemişti pupdan. Peki sabah neden görmemişti onu? Kim diye sordu kendine. 'kimle geldim eve?' Telaşlınmıştı. Ayağa kalktı, sonra vaz geçti ve tekrar oturdu düzeltilmiş yatağa. Kafasını kaşıdı sinir uçlarına kan gitsin, zihni açılsın diye. Hatırlamaya çaılıyordu.


En son tarafından Ptsi Ocak 08, 2007 10:49 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
taziko
göşkuşağı (onursal üye)
göşkuşağı (onursal üye)


Mesaj Sayısı : 455
Kayıt tarihi : 22/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Ptsi Ocak 08, 2007 10:05 am

Oysa yakın geçmişi hele dün kadar yakını hiç ilgilendirmezdi onu. Tanışmalar hep hayatında vardı sadece. İnandığı birşey vardı: Gerçek dostların yıldızlara benzediği ve karanlıklarda ortaya çıktıklarıydı. Kahvesini doldurdu. Küçük masasının üzerindeki elektrik faturasına baktı ödeyemez ise kahve de yapamayacaktı artık. Para bulmalıydı. Faturanın tutarı 15-20 bira parasına eş bir tutardı sadece. Telefonunun böyle bir derdi yoktu onu kendisi ile dertleşen uzaktaki bir dostu banka hesabına talimat vermiş otomatik ödemeye aldırmıştı. Elektrik. Su ve kirası hep sorun olurdu.
Aslında pek takmazdı bunları bunlar kendisi gibi birçoğunun derdiydi ve böyle avunuyordu. Kendini avutmayı bile insan başkasına dert olmazdı da
Kim di akşam gelen? Tüm tanıdıkları Dağınık insanlardı -elektrik parasını yatırmalıydı, birayı kış günü dolapsız soğuk tutabilirdi, mum ışığı yeterdi geceleri, Ama elektrik ocağı ve ve su ısıtıcısı önemliydi- hepsi dağınık fakat temiz olduklarını iddia ederlerdi ve hiçbiri cips yemezdi. Hatta cips yemeyenler deneği bile kurmayı düşünmüşlerdi bir ara.

Tüp evine giremezdi çocukluğunda bir komşuda patlayan tüp onun korkusuydu hala..Fatura ödenmeliydi..... Telefonu çaldı sese doğru yöneldi yatak odasında yere attığı montunun cebinde buldu telefonu hemen açtı, arayan faturayı da ödeyen arkadaşı, Zafer Pekaydın idi.

çocukluk arkadaşı değildi ama en vefalı dostuydu:
-selam dostum
-selam iyimisin?
_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
mikrocip
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 47
Yaş : 36
Kayıt tarihi : 29/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Ptsi Ocak 08, 2007 11:45 am

_ iyidir abi sen nasılsın?

_.......

_bir dakika abi, kapı caldı..

kapıyı açtı....
..........

bir sure sessizlik oldu ve;

_ abi ben seni sonra arasam....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
byygece
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 53
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 06/01/07

MesajKonu: o.n.e.A..d.a.y.   Ptsi Ocak 08, 2007 1:26 pm

ve kapattı telefonu.kapıya doğru yürüdü en korkak adımlarıyla.yeni bir soru daha aklında çekingenliğe sürükleyici.kim olabilirdi bu?öyle çok sık çalınan bir kapı değildi çünkü onunki.durakladı,pencereye baktı.gün yeni ağarıyordu…ve bu saatte,hele bu saatte çalan bir kapı ve karşısında hatırlamadığı yada hiç tanımadığı, ilk kez gördüğü bir kadın.sarışın üstelik.alabildiğine dişi ve sığınma isteği içeren bir çift ikiz duygu gözleri ile dudaklarında.ama kim sorusu hala aklında…ve sessizliği bozan utangaç bir ses tonu.

-buyurmaz mısın? Hoş geldin….


En son tarafından Perş. Ocak 11, 2007 12:17 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.netlarus.com/bkg/
parantezicihayatlar
Moderator
Moderator


Erkek
Mesaj Sayısı : 382
Yaş : 33
Kayıt tarihi : 21/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Ptsi Ocak 08, 2007 2:42 pm

- Hoşbulduk...Teşekkür ederim...
- Sen! Sen de kimsin!
- Ben senin kelimelerinim...Belki de hayalin...
- Senin gibi bir hatunu en son izlediğim film de görmüştüm
- Belki izlerken koltukta uyuyakaldın...Bu bir rüyadır! Ne dersin? Hadi elimden tut...Seni bir yere götüreceğim...

Kabus ile tatlı bir rüya karışımı bir olaydı bu...Neler oluyordu böyle?

- Aman Allah'ım aklım almıyor bu olanlar da neyin nesi?

Koşarak banyoya gitti ve kapıyı kilitledi...Buz gibi su ile yüzünün her hücresine nüfuz edene kadar serinledi...Kendi kendine konuşmaya başlamıştı...

'' Gitsem ne kaybederim? Bir eşim ya da bir çocuğum bile yok... En kötü ihtimal gerçekleşse bile kaybedecek neyim var...Ya da benim ardımdan gözyaşı dökecek kim? Faturamı bile ödeyemedim ki... Bir de düşlerime borçlansam ne kaybederim... Üstelik düşlerimin başında bir devlette yok...Borçlansam bile kesilmeyecekler... ''

_________________
Biz tarihin orta çocuklarıyız.
Bir amacımız ya da yerimiz yok!

http://www.parantezicihayatlar.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.parantezicihayatlar.com
byygece
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 53
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 06/01/07

MesajKonu: o.n.e.A..d.a.y.   Ptsi Ocak 08, 2007 3:29 pm

Ve çıkıp banyodan giyindi apartopar.
-hadi…gidelim her nereye gideceksek.
Kadın gözlerine baktı ve,
-sana…
dedi. Şaşkındı,ne diyeceğini bilmiyordu.ve düşünmüyor da o anlık.sadece içinden bir şeyler hadi der gibiydi.çıktılar evden ve ara sokaklardan bir simitçi büfesinin önüne geldiler.kadın burası dedi.burada oturacağız…içinden kadına neden diye sormak geliyordu ama,soramıyordu.birer simit ve çay ile geri gelen kadın “bence de” dedi sadece.yüzüne baktı garip garip.ne bence de diye sordu.kadın gülümseyerek bence de sorma hiç bir şey.nerden çıkarmıştı ki bir şey soracağını?kadın elini cebine soktu.bir şeyle oynuyordu cebinde.diğer elinde simit, gülümsüyordu sadece yüzüne bakıp.ve dayanamadı daha fazla sormadan kadına.
-kimsin sen?
-söyledim ya, senin kelimelerinim.belki de hayalin…
sustu sonra…

_________________


En son tarafından Ptsi Ocak 08, 2007 5:08 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.netlarus.com/bkg/
astralcat
Moderator
Moderator


Kadın
Mesaj Sayısı : 312
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 20/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Ptsi Ocak 08, 2007 4:59 pm

.... Bu suskunluk şimdiye kadar yaşadığı en sesli sesizlikti. Kadın susmuştu, o da susmuştu ama kadının bakışlarındaki gizemli ve bilgece bakışlar ve Faruk'un beyninden birbiri ardına hızla geçen düşünceler sorular-cevaplar yeterince gürültü yaratıyordu...

" söyledim ya, senin kelimelerinim.belki de hayalin…" ne anlatmaya çalışıyor bana?????? Aceba rüya mı görüyorum, bunların hepsi beynimin bir oyunumu?? Bilinçaltı patlaması dedikleri şey bu olsa gerek!! Ama tüm bunlar rüya olamayacak kadar gerçek. Belki de yaşadığım sıkıntılar ve alkolün etkisiyle halisülasyon görüyorum????? Hayır hayır tüm bunlar benim yarattığım hayali görüntüler olamaz.... (beyninde hızla yanıp sönen düşünceler kısa bir an durdu, sonra sessizliği yıldırım gibi çakan bir düşünce bozdu) "ASTRAL SEYAHAT" eveeeett..bir yerlerde böyle bişey okumuştu, 'uykudayken ruhun bedeninden ayrılıp daha önce hiç tanımadığı insanlarla hiç bilmediği yerlerde gezebilirmiş' ama ben böyle teranelere inanmam ki! Ruhun varlığı bilimsel olarak isbatlanmadı, gözümle görmediğim sürece böyle varsayımların benim için önemi yok.

Faruk kendi içinde düşünceleriyle boğuşurken , kadının yüzündeki gizemli- bilgiç ifadedeki sakinlik canını sıkmaya başlamıştı. O düşünceleriyle boğuşup doğru cevabı bulamazken, kadının sükunet içinde oluşu, en önemlisi de cevabı bildiği halde söylemeyip, beyninin labirentlerinde kayboluşunu izlemesi sabrını taşırıyordu. Bir taraftan da anlam veremediği duygularla, bir girdaba çekilir gibi bu kadına doğru çekildiğini hissediyordu.

Duygular-düşünceler arasında sıkışmış bir halde kadını incelerken gözü kadının eline takıldı. Eli cebindeydi ve kıpırdıyordu, birşeylerle oynadığı belliydi....

Tüm soruları unutturan yeni bir soru belirdi "Ne var elinde????....."

_________________
GÖZLÜYE GİZLİ YOK


En son tarafından Çarş. Ocak 10, 2007 5:03 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://my.opera.com/astralcat/blog/
byygece
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 53
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 06/01/07

MesajKonu: o.n.e.A..d.a.y.   Ptsi Ocak 08, 2007 5:26 pm

evet,ne var eliinde???
elindekini merak ediyordu.cebinde oynayıp durduğunu...simiti ve çayı tek eliyle yiyip içmeye mecbur bırakacak kadar önemlimiydi gerçekten bu?durup düşündü biraz daha.kadının kendisiyle oyun oynadığını sandı önce,sonra umarım böyle değildir dedi içinden sadece.çünkü eğer oynuyorsa kadın kendisiyle buna karşılık vermeliydi.çünkü hayatında varlığını hissettiği herşeye tefeci gözüyle bakan bi yanı olduğunu seziyordu.bire iki,bire beş kimi...istemiyordu o kadınla oynamak.ve dua ediyordu içinden."lütfen tanrım,bu düşündüğüm gibi biri olmasın...".faruk bi süre daha boğuştuktan sonra düşüncelerinin karmaşıklığıyla kalk dedi kadın,gidiyoruz...nereye diye bile soramadan kalktı ve düştü kadının peşine.bir süre sonra geceki yaşadıklarının hatırladığı kadarında somutlaşan bir sokağa girdiler.ve kadıın dönüp,
-duraklama,gel benimle...
dedi.
hiç oralı olmayan bir tavırla neden duraklayayım ki,geliyorum iişte diyerek devam etti yürümeye.ve biraz ilerde gece girdiği bar'ın kapısını grdü.kapısında da hiç unutmadığı halde son olayların kargaşasında aklında sessiz kıldığı o kız çocuğu...
-bir dakika
dedi kadına...
-bidakika...sen git,geliyorum ben hemen...

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.netlarus.com/bkg/
a.s.l.i.i.s.i.k.s.a.l
Moderator
Moderator


Kadın
Mesaj Sayısı : 19
Yaş : 37
Kayıt tarihi : 27/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Ptsi Ocak 08, 2007 8:03 pm

Kadın israrcı bir bakış atmakla kalmamış bir de omzunu yukarı kaldırarak aynı israrı vurgulamıştı... bu durum başka bir israrı doğurmustu.



Lütfeenn, sen gittt, geliyorum hemen….

Bir sigara yaktıktan sonra güldü ve başını kaşıdı. Faruk zeki adamdı.. Uzun boynuna, küçük zannettiği bira göbeğine ve her gün kullandığı 29 harfe çok güvenirdi..

En fazla ne olabilirdi ki?...

Elindeki sigaradan son bir nefes çekti ve kadının peşinden gitmeye karar verdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Salı Ocak 09, 2007 12:47 am

Aslında hiç de hayallerinin peşinde göstermezdi kendini, ne olacaksa olsun du bu gidiş. Girdi içeriye o da ne? her tarafta kendi resim çalışmaları vardı. Boy, boy tuvaller- oysa hiç tuvale resim yapmamıştı- Kesin bu benim bilinç altım diye düşündü. Herşey nesıl da netleşmişti. Bardaki kalabalığı geçmişinde kalmış insanlar oluşturuyordu. Herkes ama herkes oradaydı. Bir ara aklı dışarıdaki kız çocuğuna takıldı onu da içeri almalıydı Yok yok çocuk dışarıda kalmalıydı. Buradaki insanlar onun unuttuklarıydı, çalınan müzikler çok eskilerde kalan aslında dinlemeyi pek sevmediği müziklerdi. Düşüncelerinde yahu galiba ben oluyorum, Bana yaşatılanlar benim yaşamaya çalıştıklarım hayal di ve uyanıyormuyum git gelleriyle oturmuş olan kadının karşısına oturdu. Kadının eli cebindeydi yine diğer eli çenesinin altında ilk konuşan Faruk oldu:

-Konuşmayacakmıyız
-konuşan ortam olacak biz değil
-hımmmm dedi Faruk

içeride ne kadar çok insan vardı, hepsini tanıyordu. Bakışlarını kalabalıkta gezdirdi kiminle göz göze gelse görüntü donuyordu, bakışma bittiğinde hareketleniveriyordu ve selamlaşıyordu. Selam vermek onu yordu ve kadına döndü tekrar sordu:

-Ben mi sendeyim, sen mi bende?
-ikimizde birbirimizdeyiz ve bütün bu kalabalık da.
-yani herkes birbirinde
-evet
-peki dışarıdaki küçük kız
-o yaşamda ve beni görmüyor çünkü hayalleri yok

Hayalleri olamamak, nasıl yani? Ben onun yaşındayken ne hayaller kuradım diyecek oldu. Sustu.
Tabi ya ben biriktirdiğim ve hayallerime kattığım herkes ve herşeyleyim ama neden dışarıdaki kızı bu kadar düşünüyorum diye içinden geçirirken kadın konuştu:
-o çocuğu da hayallerine katmak istiyorsun ama o direniyor
-Faruk kadına şaşkın bakarak:

- Sen içimden geçenleri okuyorsun ben bunları söylemedim ki daha sadece düşünüyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
all modo
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 192
Yaş : 41
Kayıt tarihi : 25/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Salı Ocak 09, 2007 1:29 am

- senin düşünce dediğin nedir?
- ........ .... ......
- ne düşüneceğünü şaşırmış durumdasın. düşüncelerine bir yön de veremez oldun. Peki bana bu yeteneği veren nedir. Merak ediyorsun.
- ... ...... .... ......
- Neden düşünmemeye çalışasın ki, boşuna olur bu mücadelen hem de imkansız. Ya da tersi. Çok da fazla düşünme.
- ---- ------ --
- Hayır tabi ki. Bunun sezgisel bir temeli var. İç içe yaşadığımız bu nesnel dünyayı birbirine bağlayan ve yine aynı esnek güçle birbirinden ayrı tutan tek gerçek, senin Faruk kimliği ile kendini nesnel ve öznel varlığını koruma çaban.
Sonuçta burdasın.
- --- --------- ---
---------------------- - - -- --------------- - -----
- Evet katılıyorum bu fikrine. Sen olmasaydın benim de varlığım şüpheli olurdu. Senin varlığın beni doğruluyor. Bu doğru fakat senin varlığını şu an ne doğrulamakta. Resimlerin mi. Geçmişinden kopup gelen anıların. Sohbet edemediğin bu insanlar... Ya da dışardaki kız. Evet sen tüm bunları doğruluyorsun. Kendini koruduğun gerçeği kadar gerçek bu da.
- ---------- ---- -------- -------
- Tabi ki özgürlük kavramı ile bağalntılı. Sen ne sanıyorsun ki özgürlüğü?..
- --------- ----- --------- - - ---
- Öagür bırakacağn ruhun olacaktır. Hayal gücün. Ona gelince; onun sana karşı direnci senin ona yönelttiğin arzudan daha yüksek. Bu sebeple burada değil. Dışarda. Çağıramıyorsun onu geçmişinden.
- ------------ --------- ---- - -
- Sana kalmış.
- ------- ------ ------ -- - -
- Sakinleş, panik yapman çozüm olmayacaktır.
- -----------------------------------------------------------
- Zorlama. ne kendini. ne de onu... ya o sana gelecek ya da sen ona gideceksin. Dışarda kalan olmamıştır ki bu güne kadar...

Bu sırada kücük kız Pubin bahçesinden içeri doğru ilerlliyordu. O yaklaştıkca Faruğun ifadesi başkalaşıyor, koruduğu kimliğinin, başka bir benliğe doğru kaymaya başadığını hissediyordu. Mekan yavaşlıyordu. Ya da zaman. Anlayamıyordu bunu. Mekan mı genişliyordu yoksa kendisi mi ufalıyordu. Kız yaklaştıkca bedeninin başka bir yerde olduğunu hissemeye başadı. İçinde anaç hisler belirmişti, seviyordu küçük kızı. Çok seviyordu. Bir anne şefkati ile seviyordu.

Fakat o adna, kız duruverdi oarcıkta. Elinde evirip çevirdiği uafk bir sey vardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
mikrocip
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 47
Yaş : 36
Kayıt tarihi : 29/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Salı Ocak 09, 2007 5:05 am

Kızın elinde çevirdiği şeyin ne olduğunu anlamaya çalışıyordu..

Gözlerini kıstı.

Yaklaşti.

ve birden gözlerini açtı...

Çok şaşırmıstı..

Çünkü bir uçaktaydı ve kendi başparmağındaki yüzüğü çeviriyordu ....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
bacak
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 35
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 20/12/06

MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Salı Ocak 09, 2007 4:02 pm

play tuşunun "çıt" sesiyle uyandı. cd çocuğu olamamıştı daha, kasetten dinliyordu tom waits'i. kafasını kaldırdı masadan ve üzerinde "C.A.N.S.U" yazan kağıt yastıktan. kağıda baktı bir süre. sonra etrafına, dağınık ve pis odasına.

"hayatında bi şeyler iyi gidiyorsa, emin ol rüya görüyorsundur" dedi yavaşça.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bacak.blogcu.com/
Sponsored content




MesajKonu: Geri: O.n.e..A..d.a.y   Bugün 7:33 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
O.n.e..A..d.a.y
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : 1, 2, 3, 4  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sanat :: Projeler-
Buraya geçin: