AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Ressam Nihat Kemankaşlı ile oyuncu Levent Tülek söyleşisi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
holaaa
sarı
sarı


Mesaj Sayısı : 22
Yaş : 49
Kayıt tarihi : 30/12/06

MesajKonu: Ressam Nihat Kemankaşlı ile oyuncu Levent Tülek söyleşisi   Salı Mayıs 01, 2007 1:11 pm

Ressam Nihat Kemankaşlı ile oyuncu Levent Tülek sanattaki ‘sihri’ 25 dakikaya sığdırdı.

Bildiğiniz gibi Levent Tülek’i 90’lı yıllardan bu yana televizyon da skeçlerde ve komedi dizilerinde izlemekteyiz. Üç yıldır da “Cennet Mahallesi” adlı dizi de Rıza rolünde karşımıza çıkmakta. Ayrıca tiyatroya 25 yılını vermiş bir sanatçı Levent Tülek. Güzel bir Mayıs günü sizlerle paylaşmak için Moda İskelesi’nde keyifli bir söyleşi yaptık. Sanatı ve hayatı konuştuk

Çocukluk yılların… Mutlu bir çocuk muydu Levent Tülek? Biraz o yıllardan bahseder misin?

Evet, çok mutlu ve meraklı bir çocuktum. Çok kitap okurdum. Ama içe kapanık değildim. Vaktimin büyük bir çoğunluğunu sokakta geçirirdim. Zaten bu işleri yapmak için biraz sokak çocuğu olmak ve sokağı bilmek gerekmez mi? Babam çok kitap okuyan bir adamdı; herhalde ondan çok etkilendim. Kendi dünyası olan ve sürekli bir şeyler yaratma isteği olan bir çocuktum. Bir şeyler yazar, çizer, oynar ve o yılların popüler çocuk dergisi Doğan Kardeş’e şiirler öyküler yollardım. O yıllarda dergilere gazetelere bir şiir yollama modası vardı, hayal meyal hatırladığım kadarıyla. Ama bu çok naif bir durumdu. Yazılarımın yayınlanması (henüz ilkokuldaydım) bana sosyalleşme ve sanatla uğraşmanın karşılığında bir dışa açılma ve herkes tarafından beğenilme armağan ettiğini gördüğümde sanatçı olmaya karar verdim. Arkadaşlarıyla iyi geçinen, kibar, eğlenceli ve esprili bir çocuktum. Sadece biraz sportif açıdan zayıftım, maçlarda beni kenarda oturtmaları da o yüzdendi galiba… İyi ki de oturtmuşlar, hep bir gol atıp gözlerin benim üzerimde olmasını isterdim, bu da yıllar sonra tiyatroyla gerçekleşti… Tabi gollerle değil, alkışlarla… Mutlu bir çocuktum yani kısaca… Dört erkek kardeşin en küçüğüydüm ve anneme en yardımcı olan da bendim… Onun naifliği ve hayata bakışındaki pozitiflikten de nasibimi aldım böylece…

Oyunculuk serüvenin nasıl başladı?

Aslında yukarıda anlattığım gibi çocukluk yıllarında başlayan bir şeyleri tamamlama duygusuyla başladı. Ama gerçekten oyuncu olma isteme bilincim Fenerbahçe lisesinde tiyatro kolunun aktif üyesi olmamla başladı. O dönemde, 12 Eylül öncesi rüzgarıyla lise tiyatrosunda, Gorki’ler, Brecht’ler, Orhan Kemal’ler falan oynuyorduk… Bu arada deli gibi İstanbuldaki tiyatrolarda oynanan oyunları takip ediyorduk… Dostlar Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu, Ferhan Şensoy-Ortaoyuncular, Devlet ve Şehir Tiyatroları mabedimiz olmuştu… Ha, Kenter Tiyatrosu var tabii… Bir süre gözüm tiyatrodan başka hiçbir şeyi görmezken kendimi daha sonra hocalık yapacağım Kadıköy Deneme sahnesinde buldum ve tiyatroya yarı profesyonel adım atmam da burada oldu. Üniversite okurken Hadi Çaman Yeditepe Oyuncularına, ikinci üniversitemi okurken Ali Poyrazoğlu’na, üçüncü üniversitemde ise Dormen Tiyatrosu’na profesyonel olarak katıldım… İşte böyle rüzgar gibi girdim oyunculuk hayatına… Ha, bu arada Kadıköy Deneme Sahnesi’ne girişim 1980… Yani oyunculuk serüvenimin başlaması tam 27 yıl önce olmuş… Yani ben kundaktayken… Öyle sayılır. Daha 15 yaşındaydım.

Aile’nin desteği oldu mu o yıllarda ?

Ailem anlamadı ki ne yaptığımı… anladıklarındaysa oyuncu olmuştum zaten… Şaka bir yana hiç köstek olmadılar tam tersi çok yardımları oldu… Zaten çok okuyan, sosyal ve sanat seven bir ailede yetiştim. Üç ağabeyim de üniversite mezunu, hepsi başka meslekler yapıyor. Tek deli ben çıktım yani aileden, yoo aslında bir de Vedat Tülek var; ama onu başka zaman anlatırım.

Biliyorsun ki ülkemizde birçok aile, eğitim ve kültürel yetersizliklerinden dolayı yetenekli çocuklarını “Aç Kalırsın” diye sanattan uzak tutmakta. Eminim iki çift lafın olur böyle düşünen ailelere...

Artık ailelerin böyle düşündüklerini pek sanmıyorum. Ama kapitalist sistemde gerçekten bir meslek sahibi olmak demek, ticaretin ve kapitalin kıyısında duruyor olmak demek. Böyle düşününce de sanat bunların uzağında kalıyor doğal olarak… Yani kısaca ailelerin karşı çıkması pek de haksız değil hani… Ama şuna da inanıyorum ki, özel insanların yaptıkları bir şeydir sanat… Bir şeyler yaratma denen yüce duyguyu ancak sıra dışı insanlar yapabilir… O yüzden burada kişinin kendi çabası ve kararlığı çok önemlidir… Aile hep sıcak çorba, mutlu yuva, torun torba ekseninde döner. Güzeldir de bu duygular… Sanatta ise bu sıcaklığın uzağından bakma, daha teatral söyleyecek olursak yabancılaşma duygusu hakimdir.


SÖYLEŞİNİN TÜMÜNÜ BU SAYFAYA SIGDIRAMADIK. DEVAMI AŞAĞIDADIR...MERAKLISINA Shocked


En son tarafından Perş. Mayıs 03, 2007 9:28 am tarihinde değiştirildi, toplamda 7 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: Ressam Nihat Kemankaşlı ile oyuncu Levent Tülek söyleşisi   Salı Mayıs 01, 2007 2:08 pm

http://www.leventtulek.com/ adresinden daha fazla fotoğraf ve bilgiye ulaşabilirsiniz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
holaaa
sarı
sarı


Mesaj Sayısı : 22
Yaş : 49
Kayıt tarihi : 30/12/06

MesajKonu: Geri: Ressam Nihat Kemankaşlı ile oyuncu Levent Tülek söyleşisi   Perş. Mayıs 03, 2007 9:20 am

NİHAT KEMANKAŞLI VE LEVENT TÜLEK SÖYLEŞİNİN DEVAMI


Tiyatro aşığı bir oyuncusun… Her oyun öncesi ve sonrası karşılaşmalarımızda, gözlerindeki ışıltıdan bunu anlamak mümkün. Bu mutluluğu nasıl anlatırsın?

Vallahi, aslında bu devirde daha da romantik bir iş haline geldi bizimkisi. Televizyon başta olmak üzere, insanların çok kolay ulaşabildikleri görsel materyaller varken, insanların evlerinden çıkıp bir tiyatro salonuna gelmeleri gittikçe güçleşmeye başladı. Dolayısı ile tiyatroların ve tiyatrocuların işleri güçleşmeye başladı. O yüzden de daha özel bir iş halini almaya başladı… Açık söylemek gerekirse ben bu özelliğinden ve aykırı durumundan çok hoşlanıyorum tiyatronun. İnsanların salona gelip birden o günlük, magazinsel ve sıradan görsel dünyanın dışında canlı kanlı bir iş görmeleri ve şaşırmaları benim çok hoşuma gidiyor. Sanat şaşırtmak değil midir zaten bir başka tarifiyle de? Ben de işte bu kadar zor, özel ve aykırı bir işi yapabildiğim için çok mutluyum

Uzun yıllar özel tiyatrolarda oynadın. Son üç yıldır da Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda… İkisi arasında bir değerlendirme yaptığında (oyun seçimleri, seyirci, çalışma şartları vb…) neler söylersin?

Ödenekli tiyatro yani benim oynadığım kurum adıyla Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda oynamak çok avantajlı tabi. Çünkü başta ticari kaygısı yok. Tiyatronun kuruluş amacı, insanları tiyatroya çekmek ve bunun için bir ödenekle kurulmuş; süre giden bir yapı. Biz orada sadece işinizi düşünüyorsunuz. Oyuncu rolünü, yönetmen rejiyi, dekoratör dekoru, müzisyen müziğini düşünüyor; böylelikle ortaya özenli ve iyi çalışılmış işler çıkıyor. Özel tiyatroda ise kafadan bir bütçe problemi var. Salon kirası, ilan parası, eleman maaşı, vergiler, giderler vs. vs. Bunları düşünmekten ve boğuşmaktan eforunuzun tamamını yapacağınız prodüksiyona ya da rolünüze verememe riski var… Ama tabi özel tiyatroda koyacağınız oyunların da daha özgür bir yanı var. Böylelikle oradaki işlerinizin coşkusu ve niteliği de başka türlü oluyor. Özel tiyatro repertuarını yapmada daha özgür ve dışa dönüktür. Ödenekli tiyatrolar biraz daha seçici ve kamu yararını da gözeten bir repertuar yapmaya gayret ederler. Yani ödenekli tiyatroda çok başınıza buyruk davranamazsınız. Kurullar, dramaturglar ve yönetmelikler vardır. Ama her iki alanda da tek bir amaç vardır; seyircinin tiyatroya gelmesi. Bu yüzden her türlü çaba çok değerlidir.

Bu sezon Bakırköy Belediye Tiyatrolarında, Turgay Kantürk’ün yönettiği, Orhan Kemal’in romanından uyarlanan “Tersine Dünya” adlı oyunda oynuyorsun. Kapalı gişe oynayan Lions Ödülü’nü alan ve “Afife Jale Tiyatro Ödülleri’ne iki dalda aday olan bu oyundan ve rolünden bahseder misin?

Orhan Kemal’in “Tersine Dünya”sı ilk kez Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda sahneleniyor. Bir roman uyarlaması olan oyunun sahnelenmesinin ve başarı kazanmasının en büyük payı kuşkusuz rejisörümüz Turgay Kantürk. Ayrıca birbiriyle çok iyi anlaşan bir oyuncu kadrosunun da eklenmesiyle ve uzunca bir emeğin karşılığında bu senenin en iyi prodüksiyonlarından biri ortaya çıktı. Oyun kadınların ve erkeklerin toplumdaki rollerinin yerlerinin değiştirilmesi fantezisi üzerine kurulu. Erkekler evde oturup çocuk bakıp, temizlik yapıp, yemek yaparken, kadınlar ise işte, sokakta ve meydanlarda kadın kimlikleriyle var olmaya çalışıyor. Aslında değişen pek de bir şey yok. Toplumsal çarpıklıkların hepsi her iki cinste de kayırma yapmıyor, herkes her türlü yaşam koşulunun altında eziliyor. Ve bundan da çok eğlenceli, sözü olan ve görkemli bir oyun doğuyor. Gül Onat ile başrolü baylaştığımız oyunda ben Bitirim Leyla’nın kocası Süleyman’ı oynuyorum. Karısı hapse girince çocuğuyla ortada kalan ve bir işe girip çalışmak zorunda kalan evine ve karısına son derece bağlı ve namuslu bir adam. İş yerinde kadınlardan taciz görüyor, eziliyor ve mahallede adı çıkıyor. Çok keyifli bir rol Süleyman… Ben de çok severek oynuyorum

Bugün hepimizin farkında olduğu bir şey var; kadın ve erkeğin rollerinin değişmesi, yaşanan aile problemlerinin en önemli sebeplerinden biridir. Kadının erkek, erkeğin de kadın kategorilerinde değerlendirildiği bir garip hali yaşıyoruz. Orhan Kemal’in 20 yıl önce bunu görüp romanlaştırması da güzel değil mi? Oynadığın rolü de düşünürsen, sanatçı gözüyle bu rol değişimini sen nasıl değerlendiriyorsun?

Bu problem aile içi olmaktan öte sosyal bir durum. Kadın ve erkeğin rollerinin değişmesindeki tek fark erkeklerin ataerkil ve maço bir düzende kadınların neler çektiklerini anlaması bence. Orhan Kemal’in romanı ve bizim oyunlaştırdığımız “Tersine Dünya” meseleye tam da buradan bakıyor. Rejisörümüz Turgay Kantürk’te aile içindeki değişimin mizahi yönünü abartmaktan ziyade bu sosyal-sınıfsal farkın çarpıcılığına eğilmeyi tercih etti zaten. Bence bu düzende erkek ya da kadın olmaktan ziyade, toplumda taşıdığın rol daha önemli. Ha, bu benim iyimser bakışım aslında… Hala sokaklarda kadınlar töre yüzünden kurban ediliyorlarsa, kadın erkek değişiminden ziyade, cehalet ve çürümüşlüğün sorgulanması daha doğru bence

Seni, 90’lı yıllarda “Kim Bunlar”dan başlayarak birçok kabare ve skeçte ve en son da “Cennet Mahallesi” adlı dizi de Rıza rolüyle komedi oynarken başarıyla izliyoruz. Tiyatroda da dram oynarken de başarıyla izledim. Seni tv’de dram oynarken görebilecek miyiz ? Sanırım “rol yapışması” oyuncuların sevdiği bir şey değil?

Bir oyuncu her türlü rolü oynamak ister. Ben de onlardan biriyim. Ama maalesef bu ülkede yaşayan oyuncular olarak hiç birimiz bu lükse sahip değiliz. Maddi nedenlerden dolayı böyle bir tercih yapma durumumuz ortadan kalkıyor. Televizyonlardaki reyting savaşları yüzünden yapımcılar da kendilerini riske atmak istemiyorlar. Komedide kabul edilmiş ve tanınmış bir oyuncuyu drama da oynatıp seyircinin kafasını karıştırmak ve bir başka deyişle kumar oynamak istemiyorlar… Halbuki bence komedi oynayan bir oyuncu her türlü karakteri başarıyla oynar. Komedi oynamak, yumuşaklık, zeka ve sempati gerektirir. Aklını kullanan bir oyuncu her rolün altından ustalıkla kalkar. Örneğin ben Aydın Bulut‘un yönettiği Hızlı Adımlar adlı bir tv filminde drama da oynadım ve Levent Tülek’in drama da da başarılı olabileceğini gösterdim ya da seninde söylediğin gibi tiyatroda oynadığım rollerle bunu kanıtladım sanırım

Sevgili Levent, biraz oyuncu kimliğinden uzaklaşıp Plastik Sanatlara olan ilginden konuşalım mı? Ressamlar ile dostluğun var ve onları takip edip zaman zaman da koleksiyonuna resim katıyorsun. Ülkemizde az görülen bir yakınlaşma. Bizlerin oyuncuları takip ettiği kadar, keşke oyuncularda bizleri(ressamları) takip etseler...

Biz oyuncuların en büyük eksiği de bu zaten… Hayatı tiyatrodan ve dizilerden ibaret sanıyoruz. Oysa sanatçı olmanın, aydın bir insan olmanın, ya da hepsini bir yana bırakın, insanın kendi hayatını zenginleştirmesinin gerekliliği olan birçok şeye kapalıyız. Plastik Sanatlar, edebiyat, bilim vs… Bence oyuncunun hiçbir alanda cahil olmaması lazım. En sosyal meslek olarak kabul edilen oyunculuğun sosyallik alanından faydalanıp hayatımızı renklendirmemiz, zenginleşmemiz ve donanım sahibi olmamız bizim elimizde… Ben şanslıyım. Çünkü bir sürü ressam, heykeltıraş, şair ve yazar arkadaşım var. Hepsi ile birlikte hayatım zenginleşiyor, ben de kendi bilgilerimle onların hayatını zenginleştiriyorum… Birbirimizden etkilenip zaman zaman güzel işler üretebiliyoruz… Ayrıca tüm oyuncu arkadaşlarıma resim almalarını salık veriyorum. Akıllı olanlar bu öğüdüme uyuyorlar… Bu kıyağımı da unutmayın… Ha, bu arada, tüm ressam arkadaşlarımın da tiyatrolara gitmelerini öneriyorum… Sadece oyuncular değil bence plastik sanatlarla uğraşan herkesinde sahne sanatlarına yakın olması gerekiyor…

Peki takip ettiğin, sevdiğin sanatçıları(ressamları) öğrenmek ister okuyucular.?

Nihat Kemankaşlı tabi ki... Temür Köran benimle röportaj yapmadığına göre... Ha ha... İbrahim Çiftçioğlu, Harun Antakyalı, Mustafa Horasan, Rafet Ekiz, Alp Tamer Ulukılıç, Saim Erken... Eskilerden Burhan Uygur, Adnan Turani, Fikret Mualla, Avni Arbaş ve daha niceleri... Çok da bağnaz değilim... Her türlü ressamın iyi resmini severim.

Seçici bir tarafında var ama, tıpkı oyunculuğunda olduğu gibi... biraz iyi niyetli cevap oldu gibi geldi bana...

Eh... Resme çok amatörce ilgi duyuyorum, oyunculukta ise profesyonelim...Figür resmi ya da non figüratif diye kalıplarım yok.... Sonuçta resimden algıladığım ve estetik olarak duyduğum şeydir önemli olan...Tabii ki resim sever ve amatör bir koleksiyoner olarak her ressam arkadaşımdan yeni bir şey öğreniyorum, bu yetmez mi onları ve resimlerini beğenmem için

Evinin duvarlarına baktığımda hiç te öyle değil Levent. Sen bu konuda mütevazı olmak istiyorsun... Fark ettim de ne kadar resmi bir söyleşi oldu değil mi ? Oysa sen, Pelinsu Pir, Turgay Kantürk bir araya geldiğimiz akşamlar bu konuları daha eğlenceli bir şekilde konuşuyoruz. Gerildik mi ne ?

Yok be abiciğim... Geyik muhabbeti olmasın diye biraz da kitabi olalım dedik. Yoksa burada Turgay Kantürk'ün mutfağını ve misafirperverliğini de konuşuyor olabilirdik ya da pilavın tereyağlı olup olmadığını...

İşte ben bu cevabı çok sevdim…

Dışarı da ise kimin daha bonkör (Nihat Kemankaşlı) olduğu ise bir röportaj değil başlı başına bir araştırma konusu...Mesela Haydarpaşa Gar'da…

Şimdi buna verilebilecek cevap zor tabii... Ben hemen konuyu başka yere çekip söyleşiyi tamamlamak istiyorum. Sevgili Levent yeni projelerin var mı?

Gelen bir kaç teklif var... Tabi ki televizyonla ilgili... Sinema işi olarak da kısa filmleriyle çok konuşlan Barış Bayraktar'ın ilk uzun metraj filminde oynayacağım... Bu arada bir kitap çalışmam var... Ekim gibi piyasada olur diye tahmin ediyorum... Tiyatro olarak da "Tersine Dünya" şimdilik devam ediyor... Bakalım bu sene yeni projeler ne olur... Ha, az kalsın unutuyordum... Pelinsu Pir ve bir iki arkadaşımızla yeni sezonda bir kabare oyunu planlıyoruz. Ama henüz plan aşamasında... Daha ne olsun.

Gerçekten benim için çok keyifli bir sohbet oldu... Çok teşekkür ederim beni kırmadığın için!

Rica ederim Nihat’cığım... Senin soruların da çok keyifliydi... Umarım okuyucular da aynı keyfi alırlar..

www.nihatkemankasli.com


En son tarafından C.tesi Mayıs 12, 2007 9:58 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: Ressam Nihat Kemankaşlı ile oyuncu Levent Tülek söyleşisi   Perş. Mayıs 03, 2007 3:56 pm



[url=][/url]


En son LiMaN tarafından Paz Mart 11, 2012 9:31 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
holaaa
sarı
sarı


Mesaj Sayısı : 22
Yaş : 49
Kayıt tarihi : 30/12/06

MesajKonu: Geri: Ressam Nihat Kemankaşlı ile oyuncu Levent Tülek söyleşisi   C.tesi Mayıs 12, 2007 9:55 am


2006 / Moda - İstanbul (Levent Tülek doğum günü)
sol baştan Nihat Kemankaşlı, Temur Köran, Levent Tülek
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Ressam Nihat Kemankaşlı ile oyuncu Levent Tülek söyleşisi   Bugün 11:20 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ressam Nihat Kemankaşlı ile oyuncu Levent Tülek söyleşisi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Levent Tülek
» Bu Şehirden Gidelim Artık - Haluk Levent
» DADAİZM - SÜRREALİZM
» Nuri Abaç

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sanat :: Ropörtaj-
Buraya geçin: