AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Türkiye'de plastik sanatlar üzerine ilk eleştriler.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
taziko
göşkuşağı (onursal üye)
göşkuşağı (onursal üye)


Mesaj Sayısı : 455
Kayıt tarihi : 22/12/06

MesajKonu: Türkiye'de plastik sanatlar üzerine ilk eleştriler.   Salı Nis. 24, 2007 2:13 am

Plastik sanatlar eleştrileri ile basılı neşriyatı ilk yapan insanlardandır Elif Naci,Yazdıklarına ulaşabilirsek burada paylaşalım lütfen.





Avni lifij için bakın neler yazmış
Elif NACİ, Milliyet, Haziran 1931"... Ben de Avni Lifij'i metetmek değil, hatırlamak ve hatırasına ağlamak istedim. Kabiliyet ve muvaffakiyetinin ışığı altında bugünkü neslin nurlandığını inkar etmemelidir. Çünkü bu şule sönünce içimizde kararan boşluğun hicranını kimse ödeyemedi. Bu uzun dört sene bize, ressamlara Avni'siz yaşamanın ne büyük bir eksiklik olduğunu adamakıllı öğretti..."

Ne kadar kibar bir dil ama değilmi??
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: Türkiye'de plastik sanatlar üzerine ilk eleştriler.   Salı Nis. 24, 2007 2:14 am

Elif NACİ, Yeditepe, Temmuz 1968 Sayı 147
"Güzel Sanatlar Akademisi'nde Avni Lifij sergisi açıldı ve tablolar karşısında hayranlıklar yeniden dize geldi. Çünkü onun bambaşka, büyüleyici bir havası vardır. Neslinin içinde en orijinal eserlerin sahibi olan Avni Lifij, genç denecek yaşta göçtüğünden midir nedir, yazık ki, bugün onu tanıyanların sayısı azdır."
...
"Çünkü o, eserlerinden başka bir de kendi varlığı, kişiliği, konuşuşu ve kültürü ile büyülerdi insanı... onu anlatabilmek kolay olsaydı, eserlerinin arkasındaki Avni'yi tanıdığımdan ötürü bu kadar övünmezdim."


http://www.yfu.com/lifij/oil-04.html Avni lifij ile çok kapsamlı fakat amatör bir site arkadaşlar bakmanızda yarar var derim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
taziko
göşkuşağı (onursal üye)
göşkuşağı (onursal üye)


Mesaj Sayısı : 455
Kayıt tarihi : 22/12/06

MesajKonu: Geri: Türkiye'de plastik sanatlar üzerine ilk eleştriler.   Salı Mayıs 01, 2007 2:12 am

1930'lu Yıllar
1933 yılı, cumhuriyetin on yıllık bir olgunlaşma sürecini doldurduğu, toplumsal ve kültürel alandaki yenileşme ve modernleşme girişimlerinin giderek kurumlaşma aşamasına vardığı bir döneminde başlangıcıdır. Resim sanatına olan ilgi de eski dönemlere göre artmıştır. Yapılacak şey, bu ilginin gerektirdiği üstün düzeyli sanat yapıtlarının üretimini hızlandırmaktı. 1933'te, zamanın akademi müdürü Namık İsmail'in, Milli Eğitim Bakanlığı'na sunduğu raporda, bir kültür inkılabının gerekli olduğuna değinilmiş, sanat konusunda devletin desteği üzerinde durulmuş ve örgütlü bir çalışmanın, daha ileri aşamalara ulaşmakta etken olacağı vurgulanmıştı. Sanatçıları yeni bir grup kurmaya ve böylece sanatsal yönde örgütlenmeye iten nedenlerin başında, sanatı yaygınlaştırma isteği geliyordu.
Avrupa'daki eğitimlerini tamamlayarak yurda dönen ressamların 1930'lu yıllarda yapıtlarını sergileyebildikleri tek yer, Galatasaray Lisesi salonlarıydı. İstanbul'da Beyoğlu'nda, ancak küçük bir kesimin gezip görebildiği bu toplu sergi, sanatçıların gereksinimlerine yanıt veremiyordu. D Grubunun kurucularından Elif Naci, ressamların üç beş tuval getirip bıraktıkları ve başta Şevket Dağ olmak üzere birkaç ressamın çabasıyla düzenlenen Galatasaray sergilerinin o dönemde, işlek bir yerde bulunmasına rağmen kitlenin ilgisini çekmekten uzak olduğunu, sergiler hakkında yazılanların övgü dolu makaleler olmaktan öteye geçemediğini anılarında anlatır.


Neden D?

Grup; Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Sanayi Nefise Birliği (Güzel Sanatlar Birliği) ve Müstakil Ressam ve Heykeltraşlar Birliği nden sonra Türkiye'de kurulan dördüncü sanatçı birliğidir. Buradan yola çıkarak Nurullah Berk'in önerisiyle alfabemizin dördüncü harfini kendilerine isim olarak seçerler.
Sanatsal yönden temel çıkış noktaları; empresyonist eğilimleri reddetmek, kompozisyon u kübist ve konstrüktivist akımlardan esinlenen sağlam bir desen temeline oturtmaktır. Desenlerin, o zamana kadar sergi izleyicilerinin alışmadığı bir çeşniyi yansıtması, büyük bir gürültü kopmasına neden olur. Basında sanatçıların lehinde ve aleyhinde (daha çok aleyhinde) yazılar yazılır. Grubun adından ötürü, sanatçıları deli olarak tanımlayanlar bile olmuştur.
Mimoza Şapkacısında yapılan ilk sergide, önsözünü ve tanıtımını Peyami Safa'nın yazdığı bir broşür yayımlanır.

Peyami Safa, o broşürde, grubu şöyle tanımlamaktaydı: 'D Grubu manga değil, ne sağa çark, ne sola. Ne de başçavuş. Kendi mihveri etrafında dönen altı kafa, altı çift göz ki, maddenin üstüne de bakıyor içine de bakıyor. Ve ölüde bile gizlenen anı arıyor. Yeni resim değil bu. Avrupalı ya da yerli resim değil: Resim.'


D Grubu, 1933 yılında, ilk sergilerini Beyoğlu'ndaki Narmanlı Yurdu'nun altındaki Mimoza adlı şapkacı dükkanında açmışlardır. 1950'lere kadar yurtiçi ve yurtdışı sergileriyle önemli bir varlık göstermişlerdir.
1934 yılında gruba Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Turgut Zaim katılır. Fakat Zaim daha sonra gruptan ayrılır.
1935 yılında, yedinci D Grubu sergisinde; Halil Dikmen, Eşref Üren, Eren Eyüboğlu, Arif Kaptan ve Salih Urallı'nın katılmasıyla grubun sanatçı sayısı onikiye yükselir.
1941'deki dokuzuncu sergide Hakkı Anlı, Sabri Berkel, Fahrünnisa Zeid ve heykeltraş Nusret Suman'ın katılmasıyla sayı onaltıya yükselir.
1944'teki onbirinci sergilerine Leopold Levy'de katılmıştır.
1947'de Müstakiller'den Zeki Kocamemi'de gruba katılır.

D Grubu sergilerinin önemli özelliklerinden biri; dönemin önemli şair ve yazarlarının, düşünürlerinin, bu sergiler nedeniyle konferans vermeleri, yazılar yazmalarıdır. Böylece grubun amaçlarını çevreye ulaştıracak etkinliklere geniş yer vermişlerdir.



Kaynak: Resim Sözlüğü, Ahmet Atan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
taziko
göşkuşağı (onursal üye)
göşkuşağı (onursal üye)


Mesaj Sayısı : 455
Kayıt tarihi : 22/12/06

MesajKonu: Geri: Türkiye'de plastik sanatlar üzerine ilk eleştriler.   Salı Mayıs 01, 2007 2:15 am

Fikret Adil 1933 yılı Eylülünde Cihangir’deki Yavuz apartmanının beşinci katında ressam Zeki Faik İzer’in evinde beş ressam ve bir heykeltraşın toplanarak bir sanat topluluğu oluşturduklarından ve adını “D” Grubu koyduklarından bahseder. Zeki Faik İzer’den başka Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve heykeltraş Zühtü Müridoğlu’ndan oluşan gruba “D” Grubu isminin verilmesinin nedeni Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Sanayii Nefise Birliği ve Müstakil Ressam ve Heykeltraşlar Birliği’nden sonra kurulan 4.birlik olması nedeniyle alfabenin 4.harfi olan D harfini isim olarak seçmesidir. Onlara göre Türkiye’deki resim ve heykel anlayışı en azından elli yıllık bir gecikme gösteriyordu ve empresyonist eğilimleri reddeden grup kübist ve konstrüktivist akımlardan yola çıkarak sağlam bir desen ve inşa temeline oturtulmuş bir sanatsal anlayışı ilke edinmişti. Böylece yalnız desenlerden oluşan ilk sergisini 3 Ekim 1933’de Beyoğlu’nda Narmanlı hanının altındaki Mimoza şapka mağazasında açtı. Adı geçen beş sanatçıyla açılan bu ilk sergiden sonra 1934 yılında Turgut Zaim ve Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1935 yılındaki 7. “D” Grubu sergisinde Halil Dikmen, Eşref Üren, Eren Eyüboğlu, Arif Kaptan ve Salih Urallı 1941 yılındaki 9.Sergide ise Hakkı Anlı, Sabri Berkel, Fahrunnisa Zeid ve heykeltraş Nusret Suman gruba katılmış böylece gruptaki sanatçıların sayısı on altıya yükselmiştir.

Paris’te Kübist tavırla hareket eden, resim tekniğini yapısal temellerle sağlamlaştırmış olan Andre Lhote, Fernand Leger, Marchel Gromaire gibi sanatçıların özel atölyelerinde ders almış sanatçıların da içinde bulunduğu “D” Grubu müstakiller hareketine göre daha entellektüel seçkinci bir eğilim içinde olmuş, onlara göre daha sıkı bir dayanışma göstermişlerdir. Bu sebeple müstakillerden daha uzun süre varlığını sürdürmüş, yurt içi ve yurt dışı sergileriyle 1951 deki on altıncı sergiye kadar grup özelliğini korumuştur.

Tekniğinde de paletindeki rengi değişimle Türk sanatında önemli bir yere sahip olan “müstakiller”in etkinliğini sürdürdüğü bir dönemde yenilikçi anlayış D grubu ile varlığını pekiştirmiştir. Fikret Adil’le birlikte grubun sözcülüğünü üstlenen Nurullah Berk’in sonraki dönemlerde bir dergiye isim olarak seçtiği “yaşayan sanat” sloganını benimsemiş olmalarıyla da yeni eğilim ve anlayışa sahip sanat fikrini kendilerine ne denli ilke seçtiklerini anlamak mümkündür.

NURULLAH BERK

1923 yılında Paris’ten yurda dönüşünde Müstakil Ressam ve Heykeltraşlar birliğinin kuruluşuna katılan Nurullah Berk bu birliğin bir çeşit dayanışma isteğinden öte herhangi bir akım felsefesi ortaya atamamasından dolayı birlikten ayrılmıştı. 1932 yılında tekrar Paris’e öğrenim görmek için gitmiş ve orada Andre Lhote ve Fernand Leger gibi kübist – konstrüktivist tarzda çalışan sanatçıların atölyelerinde çalışmış ve bu sanatçıların anlayışlarında ilk kübist – konstrüktivist resimleri ülkesine taşımıştır.


Nargile İçen Adam 60 x 93 Tuval üzerine yağlıboya, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi

Resim ilk bakışta kübist parçalanmalarıyla ve kalın siyah konturlarıyla dikkat çekiyor. Batıdaki anlamda bir kübizm yoktur bu resimde. Biçimsel olarak yararlandığı bu akım burada farklı bir ifadeye kavuşmuştur. Konturların arası pürüzsüz ve arı bir şekilde boyanmıştır. Sıcak ve soğuğun dengeli bir uyumunun göze çarptığı resimde Nurullah Berk yerel motifleri kübizme uygulamış böylece değişik bir doğu batı sentezi oluşturmuştur.


İskambil kağıtlı naturmort, 60x80 Tuval üzerine yağlı boya, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi

Bir önceki resmine göre yöresel motiflerden uzak, herhangi bir sentez oluşturmadan kaynaklandığı kübizm akımına daha yakın olduğu anlaşılan bir resim gibidir. Bu resimde kontur olmayıp bunun yerini biçimlerin arkasından çıkıp geçişli bir şekilde ayılıp kaybolan siyah gölgeler almıştır. Bu resme bir derinlik de katmıştır. İlk dönem resimlerinden olduğu anlaşılan resimde daha sonraki resimlerinde görülecek olan konturların ilk izlerini görebiliriz.


Gergef İşleyen Kadın 60x73 Yağlıboya tuval, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi

Nargile içen Adam isimli resimde gördüğümüz özellikler bu resimde de yer almaktadır. Yine konturlarla biçimler parçalanmış ve günlük yaşamın sıradan bir yaşantısını ele almıştır.


Ütücü Kadın 100x100, Tuval üzerine yağlıboya, Tiglat Sanat Galerisi özel kolleksiyonu

Resimde konturlar yine değişmeyen bir unsur olarak yer almıştır. Bu resimde Nurullah Berk kendine özgü alanı yakalamış gibidir. Biçimler önceki resimlerinde olduğu gibi çok parçalı değildir. Parçalanmalar formu bozmayacak şekilde yer yer kontur kullanmadan renkler ve tonlarla yapılmıştır. Önceki resimlerinde merkezi olan kompozisyon burada değişmiş, figür bu sefer resmin ortasında değil sol tarafta yer almıştır. Geleneksel biçimlerin üzerine bu resimde daha önemle durulmuştur. Konu olarak yine gündelik hayatlarındaki insan motifleri işlenmiştir.



Çömlekçi 98x130 cm, tuval üzerine yağlı boya İstanbul Resim ve Heykel Müzesi

Bu resimde Nargile İçen Adam resmindeki parçalanmaları hatırlatan parçalanmaları figür dışındaki nesnelerde görüyoruz. Figürde gördüğümüz parçalanma ise bize ütücü kadın adlı resmi hatırlatır. Böylece bahsettiğimiz iki resim arasındaki bir aşamaya yerleştirebiliriz bu resmi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
rose
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 301
Yaş : 46
Kayıt tarihi : 25/12/06

MesajKonu: Geri: Türkiye'de plastik sanatlar üzerine ilk eleştriler.   Salı Mayıs 01, 2007 6:22 am

Bu başlık çok keyifli oldu. Ben de araştırayım bakalım neler bulabileceğim..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
SpYd0gS
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 301
Kayıt tarihi : 20/12/06

MesajKonu: Geri: Türkiye'de plastik sanatlar üzerine ilk eleştriler.   Ptsi Mayıs 21, 2007 11:51 am

çok keyifli bir başlık... paylaşım için teşekkürler...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
gezgin
göşkuşağı (onursal üye)
göşkuşağı (onursal üye)


Mesaj Sayısı : 297
Yaş : 37
Kayıt tarihi : 01/05/07

MesajKonu: Geri: Türkiye'de plastik sanatlar üzerine ilk eleştriler.   Ptsi Mayıs 21, 2007 7:29 pm




fazla mı nostalji oldu ne Very Happy



Fakat LİMaN yöneticilerine de bir rica olsun MİNYATÜR başlığı da açalım ve bulduklarımızı toplayalım. Saygılarımla
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Türkiye'de plastik sanatlar üzerine ilk eleştriler.   Bugün 4:17 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Türkiye'de plastik sanatlar üzerine ilk eleştriler.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Supernatural kitapları artık Türkiye'de
» Türkiye bayrak kodunu ariyorum =)!
» Siaklakhang - Shaolin Kungfu
» yeni smiyle eklemek
» Logan Lerman münih'te

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sanat :: Liman Nostalji-
Buraya geçin: