AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 H. Yücel Gel

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: H. Yücel Gel   C.tesi Nis. 07, 2007 3:20 pm

"Yaratıcılık çok özen isteyen bir çiçeğe benzer: Övgü onun yetişip serpilmesine; yergi ve ilgisizlik ise daha gonca iken kurumasına yol açar. Çabalarımız desteklenirse pek çoğumuz daha fazla ve daha etkin fikirler üretebiliriz."
Alex F. Oshorn



SANAT EĞİTİMİ VE YARATICILIK

Her geçen yıl ile ikibinli yıllara doğru biraz daha yaklaşırken gelişmekte olan Türkiye'de de devlet tüm bireylerini değişen dünya koşullarına ayak uydurabilecek, sağlıklı bir kültür içeriğine sahip bir yapıya kavuşturmak zorundadır. Aksi taktirde Atatürk'ün hedeflediği çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak bir hayal olacaktır. Bu amaçla planlamalar yapılırken devlet otoritelerinin tercihi, kısa vadeli çözümler getiren projeler değil, insan niteliğini geliştirecek uzun vadeli çözümlere dayalı projeler biçiminde olmalıdır.

İnsan niteliğinin bu anlamda geliştirilmesi bireyin gelişim sürecinde onu çok boyutlu olarak etkileyen sanat eğitimi vasıtasıyla olacaktır. Sanat eğitimi iki ve üç boyutlu çalışmalarla sanat eseri incelemeyi kapsamı içine alır. "Sanat eğitimi dersleri, öğrencinin kendini anlatmasının olanaklarını bulabileceği ve yollarını öğrenebileceği en uygun ortamı hazırlama dersleridir" (GENÇAYDIN, 1993 s,4).Daha kısa bir ifadeyle "görsel düşünme"yi olanaklı kılan ve yaratıcı gücün gelişmesine katkıda bulunabilecek temel bir eğitim modelidir. Bu nedenle sanat eğitiminin birey ve toplum için önemini vurgulamak, anne-babalar- ve eğitimle ilgili tüm kuruluşlar için faydalı olacaktır

1. Sanat Eğitiminin Birey ve Toplum için önemi

Çağlar boyunca insan, güzel sanatların tümünü, kendini ve ait olduğu toplumu geliştirme, zenginleştirme ve güçlendirme yolunda vazgeçilmez bir unsur olarak görmüş, kendi kültür birikimini yarınlara aktarma konusunda bilinçli ya da bilinçsiz olarak bundan yararlanmıştır.

Sanat eğitimi ile ilgili literatür tarandığında dış kaynaklı yayınlarda ilk dikkati çeken şey, ülkelerin eğitim politikalarında yaratıcılık eğitimine verilen önem ve bunun sonucu olarak sanat eğitimi konusundaki yayınların çeşitliliğidir. Bu yayınlara dayalı olarak ABD ve Avrupa ülkelerinde sanat eğitimi derslerinin müfredatları incelendiğinde; özellikle ilk ve orta öğretim kurumlarının programlarında "Art, Kunst" vb. derslerin haftalık ders saatlerinin fazla olduğu, ders kapsamlarının farklılığı, içeriklerinin bireyi yarınlara hazırlamada etkili olduğu, ayrıca öğrencilerin gelecekte iyi birer sanat tüketicisi olmalarının hedeflendiği dikkati çeker.
Batı ülkelerindeki program geliştirme çalışmalarında ise; yaş grubu özelliklerinden yola çıkılarak eğitim süreçlerinin incelendiği, eski yöntemlerle birlikte değişen dünya koşulları içerisinde bireyin ihtiyaçları dikkate alınarak durumun bilimsel verilerin ışığında değerlendirildiği ve planlandığı, örneğin "Bilgisayarla Resim ve Tasarım" anlayışının kapsam içine alındığı gözlenmektedir.

Batı, sanat eğitiminin birey üzerindeki etkisini çok iyi kavranmış konuya ilişkin devamlı bir arayış içerisindedir. Bireyin gelişiminde sanat eğitiminin önemini daha iyi ortaya koymak üzere konunun detaylandırılması bizde de kurum ve kişileri harekete geçirerek belki sanat eğitimini müfredat içerisinde hakettiği yere koydurabilir. Bu nedenle neden sanat eğitimi gereklidir sorusuna yanıtlar bulmaya çalışalım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: H. Yücel Gel   C.tesi Nis. 07, 2007 3:21 pm

.l. Sanat Eğitiminin Gerekliliği

Birey sanat eğitimi etkinlikleri yolu ile;
- Bir taraftan bakıma eylemi içerisinde görmeyi öğrenirken, diğer taraftan dokunduğu biçimlendirdiği değişik malzemeleri tanıma fırsatı bulunur. Uygulanan motivasyonlar uyarıcı rolü üstlenir.
- Her türlü yetenek ve gereksinimlerini ortaya çıkarma şansına sahip olur. Bu yolla kendi yetilerinin farkına varır, böylece ileride meslek seçiminde sağlıklı tercihlerde bulunur.
- Duygularını, görüşlerini malzemeye aktırırken yeni deneyimlere girer. Bu yaşantı zenginliği nesneler arası ilişkileri kurmada ona kolaylıklar sağlar, böylece senteze ulaşmayı başarabilir ve yeni anlatım yolları arayışına girer.
- Doğaya ve çevresinde gelişen ve değişen olaylara farklı bir gözle bakmayı davranışa dönüştürür.
- Kişiliğini geliştirme fırsatını bulur. Duyan, düşünen, yaratan, kendisi ve çevresi ile diyaloga giren bir yapı oluşturur.
- Soyut kavramları algılaması kolaylaşır.
- Karşılaştığı problemleri daha rahat çözümler.
- Zihinsel yetileriyle birlikte duygu yanını da geliştirir.
- Sanatçı, sanat eseri ve kendisi arasında bağ kurmayı başarır.
- İçinde bulunduğu çevreyi algılayarak bu çevreyi daha iyi ve daha güzele doğru geliştirme isteği duyar.
- Grupla çalışma ve birlikte iş bitirme alışkanlığı edinir. Grubun başarısı için sorumluluk üstlenir.
- "Ben" için çalışma isteğini "biz"e dönüştürür.
- Araştırma, bulma, sınama ve yeniden kurma gibi yaratıcı süreçte yer alan yetilerini geliştirir.
- Özgüven duygusunun gelişmesine olanak bulur.

Görülüyor ki, sanat eğitimi, birey için içinde yaşadığı dünyayı kavramada, karşılaştığı problemleri çözmede, gördüğü, hissettiği şeylere karşı reaksiyon göstermede son derece önemli bir rol üstlenir ve sanat eğitimi bir bütünlük içerisinde düşünüldüğünde birey ve toplum için can damarı durumundadır. Çünkü genel eğitimin hem bilişsel, hem duyuşsal hem de psiko-motor alandaki hedeflerine hizmet verir. Böylece bireyin estetik, fiziksel, zeka, toplumsal gelişimlerine katkıda bulunur ve yaşamın bütünselliği içerisinde sanat yoluyla eğitimini sağlar. Bu yolla, eğitimde, iletişimde, estetik beğenide bütünlük sağlanmış olur.

Sanat eğitimi, bireylerde var olan yaratıcı gücü geliştirme konusunda en etkin disiplindir. Eskiden olağanüstü bir güç olarak kabul edilen "yaratıcılık", sadece yetenekli insanlara özgü olarak değerlendirildi. Günümüz Türkiye'sinde de ne yazık ki hâlâ bu düşünceler hâkim olup resim-iş dersi diye anılan sanat eğitimi dersleri "seçmeli ders" statüsüne düşürülerek, eğitimin kalitesini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu olumsuzluğun sonuçları ilerideki yıllarda daha belirgin olarak ortaya çıkacaktır.

Konunun önemini daha iyi vurgulamak açısından biraz da "Sanat Eğitimi ve Yaratıcılık İlişkisine" değinmek yararlı olacaktır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: H. Yücel Gel   C.tesi Nis. 07, 2007 3:21 pm

1.2. Sanat Eğitiminin Yaratıcılık ile ilişkisi

Günümüz Türkiye'sinde gazete ve dergileri okurken bazı kuruluşların ve genç iş adamlarının eleman aramak üzere verdikleri iş ilanlarında, çoğu kez bir elemanda iyi bir üniversiteden mezun olmanın, birden fazla dil bilmenin yanında "yaratıcı bir kişiliğe sahip olma" gibi toplum olarak hiç alışık olmadığımız bir niteliğin aranması dikkat çekici bir gelişme olup, aynı zamanda bu iş adamları ve kurumlar adına onur verici bir durumdur. Şu halde yaratıcılık veya yaratıcı bir kişiliğe sahip olmak, bir dil veya bilgisayar bilmek gibi" her kapıyı açan bir anahtar" durumuna gelmiştir.

Psikoloji dalında tanımlanması en güç kavramlardan biri olarak kabul edilen yaratıcılık (YAVUZER), 1989 s.9) literatür tarandığında bilim, sanat, eğitim vb. çevrelerin yorum ve tanımlamalarıyla biraz kimlik değiştirir. Örneğin, bilim adamları yaratıcılığı "buluş yapma veya problem çözme" olarak tanımlarken, eğitimciler yaratıcılığı "yaratıcı düşünme ve bu düşünceyi davranışa dönüştürme" şeklinde ifade ederler. Psikanalistlerin yaratıcılığı tanımlamaları ise "bilinçaltı ve bilinç çatışması" ile ilgili açıklamalara dayanır.

Bizi asıl ilgilendiren konu, sanat eğitimi açısından yaratıcılık kavramının ne anlama geldiğidir. Bu sorunun yanıtını birkaç tanımla vermemiz konuya açıklık getirecektir.

Yaratıcılık, daha önceden kurulmamış ilişkiler arasındaki ilişkileri kurabilme böylece yeni bir düşünce şeması içinde, yeni yaşantılar, deneyimler, yeni fikirler ve yeni ürünler ortaya koyabilme yetisidir. Dolayısıyla "Yaratıcılık, tüm duygusal ve zihinsel etkinliklerde, her türlü çalışma ve uğraşın içinde vardır." (SAN, 1979 s.18)

Yaratıcılık, "Bilinen şeyleri icatları konstrüksüyonları yeni bir biçimde, kullanmak birbirleriyle şimdiye kadar olduğundan başka bir biçimde birleştirmektir. (BODE, 1979 s.16)

Her şeyden önce deneyimlere açık olmayı gerektiren "yaratıcılık", yeni yolların varolabileceği düşüncesini taşıyarak arayışa girme cesaretini gösterebilme, yeniliği benimseme, yaratıcı düşüncenin yeni boyutlarını fark ederek denemeye fikren hazır olma demektir.

Görülüyor ki yaratıcılık kavramı yalnız güzel sanatlar için değil, diğer bilim dallarını ve günlük yaşamı da kapsamı içine almaktadır. Şu halde yaratıcılık eğitimi de tüm bireyleri dikkate alarak planlanmalıdır. Yaratıcı gücü geliştirme konusunda yapılan araştırmalar göstermiştir ki, yaratıcı süreçte yer alan sezgi, imgelem, araştırma, bulma, sınama ve yeniden kurma gibi yetiler ancak sanat eğitimi etkinlikleriyle ve planlı çalışmalarla geliştirilebilir. Eğer çağdaş, yaratıcı bireylerden oluşan bir toplum isteniyorsa sanat eğitiminin en önemli ilkesi olan "sanat eğitimi yalnız yetenekli kişiler için değil, herkes için gereklidir" düşüncesini tüm yetkililer ve anne-babalara empoze etmek gerekir. Okul yıllarında yaratıcı düşünceyi geliştirmek için TORRANCE 20 ilke önermiştir. Bunlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkündür. (YAVUZ, 1989 S.42-49)
- Çocukların çevreden gelen uyarılara duyarlığının arttırılması.
- Nesne ve düşünceleri becerili biçimde kullanmaya özendirme.
- Yeni görüşlere hoşgörü sağlama.
- Düşünceleri deneme çalışmalarına sokabilmek için olanaklar sağlama.
- Şaheserlerin yarattığı saygı ve korku (huşu) duygusunu giderme.
- Tedirgin edecek durum yaratma.
- Sınıfta yaratıcı hava egemenliğini sürdürme.
- Yaratıcı düşüncenin değerli olduğunu çocuğa öğretme.
- Salt eleştiri yerine yapıcı eleştiri geliştirme.
- Yeni yolları deneyebilecek yürekli öğretmenler yetiştirme.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: H. Yücel Gel   C.tesi Nis. 07, 2007 3:22 pm

l.l. Sanat Eğitiminin Gerekliliği

Birey sanat eğitimi etkinlikleri yolu ile;
- Bir taraftan bakıma eylemi içerisinde görmeyi öğrenirken, diğer taraftan dokunduğu biçimlendirdiği değişik malzemeleri tanıma fırsatı bulunur. Uygulanan motivasyonlar uyarıcı rolü üstlenir.
- Her türlü yetenek ve gereksinimlerini ortaya çıkarma şansına sahip olur. Bu yolla kendi yetilerinin farkına varır, böylece ileride meslek seçiminde sağlıklı tercihlerde bulunur.
- Duygularını, görüşlerini malzemeye aktırırken yeni deneyimlere girer. Bu yaşantı zenginliği nesneler arası ilişkileri kurmada ona kolaylıklar sağlar, böylece senteze ulaşmayı başarabilir ve yeni anlatım yolları arayışına girer.
- Doğaya ve çevresinde gelişen ve değişen olaylara farklı bir gözle bakmayı davranışa dönüştürür.
- Kişiliğini geliştirme fırsatını bulur. Duyan, düşünen, yaratan, kendisi ve çevresi ile diyaloga giren bir yapı oluşturur.
- Soyut kavramları algılaması kolaylaşır.
- Karşılaştığı problemleri daha rahat çözümler.
- Zihinsel yetileriyle birlikte duygu yanını da geliştirir.
- Sanatçı, sanat eseri ve kendisi arasında bağ kurmayı başarır.
- İçinde bulunduğu çevreyi algılayarak bu çevreyi daha iyi ve daha güzele doğru geliştirme isteği duyar.
- Grupla çalışma ve birlikte iş bitirme alışkanlığı edinir. Grubun başarısı için sorumluluk üstlenir.
- "Ben" için çalışma isteğini "biz"e dönüştürür.
- Araştırma, bulma, sınama ve yeniden kurma gibi yaratıcı süreçte yer alan yetilerini geliştirir.
- Özgüven duygusunun gelişmesine olanak bulur.

Görülüyor ki, sanat eğitimi, birey için içinde yaşadığı dünyayı kavramada, karşılaştığı problemleri çözmede, gördüğü, hissettiği şeylere karşı reaksiyon göstermede son derece önemli bir rol üstlenir ve sanat eğitimi bir bütünlük içerisinde düşünüldüğünde birey ve toplum için can damarı durumundadır. Çünkü genel eğitimin hem bilişsel, hem duyuşsal hem de psiko-motor alandaki hedeflerine hizmet verir. Böylece bireyin estetik, fiziksel, zeka, toplumsal gelişimlerine katkıda bulunur ve yaşamın bütünselliği içerisinde sanat yoluyla eğitimini sağlar. Bu yolla, eğitimde, iletişimde, estetik beğenide bütünlük sağlanmış olur.

Sanat eğitimi, bireylerde var olan yaratıcı gücü geliştirme konusunda en etkin disiplindir. Eskiden olağanüstü bir güç olarak kabul edilen "yaratıcılık", sadece yetenekli insanlara özgü olarak değerlendirildi. Günümüz Türkiye'sinde de ne yazık ki hâlâ bu düşünceler hâkim olup resim-iş dersi diye anılan sanat eğitimi dersleri "seçmeli ders" statüsüne düşürülerek, eğitimin kalitesini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu olumsuzluğun sonuçları ilerideki yıllarda daha belirgin olarak ortaya çıkacaktır.

Konunun önemini daha iyi vurgulamak açısından biraz da "Sanat Eğitimi ve Yaratıcılık İlişkisine" değinmek yararlı olacaktır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: H. Yücel Gel   C.tesi Nis. 07, 2007 3:23 pm

.2. Sanat Eğitiminin Yaratıcılık ile ilişkisi

Günümüz Türkiye'sinde gazete ve dergileri okurken bazı kuruluşların ve genç iş adamlarının eleman aramak üzere verdikleri iş ilanlarında, çoğu kez bir elemanda iyi bir üniversiteden mezun olmanın, birden fazla dil bilmenin yanında "yaratıcı bir kişiliğe sahip olma" gibi toplum olarak hiç alışık olmadığımız bir niteliğin aranması dikkat çekici bir gelişme olup, aynı zamanda bu iş adamları ve kurumlar adına onur verici bir durumdur. Şu halde yaratıcılık veya yaratıcı bir kişiliğe sahip olmak, bir dil veya bilgisayar bilmek gibi" her kapıyı açan bir anahtar" durumuna gelmiştir.

Psikoloji dalında tanımlanması en güç kavramlardan biri olarak kabul edilen yaratıcılık (YAVUZER), 1989 s.9) literatür tarandığında bilim, sanat, eğitim vb. çevrelerin yorum ve tanımlamalarıyla biraz kimlik değiştirir. Örneğin, bilim adamları yaratıcılığı "buluş yapma veya problem çözme" olarak tanımlarken, eğitimciler yaratıcılığı "yaratıcı düşünme ve bu düşünceyi davranışa dönüştürme" şeklinde ifade ederler. Psikanalistlerin yaratıcılığı tanımlamaları ise "bilinçaltı ve bilinç çatışması" ile ilgili açıklamalara dayanır.

Bizi asıl ilgilendiren konu, sanat eğitimi açısından yaratıcılık kavramının ne anlama geldiğidir. Bu sorunun yanıtını birkaç tanımla vermemiz konuya açıklık getirecektir.

Yaratıcılık, daha önceden kurulmamış ilişkiler arasındaki ilişkileri kurabilme böylece yeni bir düşünce şeması içinde, yeni yaşantılar, deneyimler, yeni fikirler ve yeni ürünler ortaya koyabilme yetisidir. Dolayısıyla "Yaratıcılık, tüm duygusal ve zihinsel etkinliklerde, her türlü çalışma ve uğraşın içinde vardır." (SAN, 1979 s.18)

Yaratıcılık, "Bilinen şeyleri icatları konstrüksüyonları yeni bir biçimde, kullanmak birbirleriyle şimdiye kadar olduğundan başka bir biçimde birleştirmektir. (BODE, 1979 s.16)

Her şeyden önce deneyimlere açık olmayı gerektiren "yaratıcılık", yeni yolların varolabileceği düşüncesini taşıyarak arayışa girme cesaretini gösterebilme, yeniliği benimseme, yaratıcı düşüncenin yeni boyutlarını fark ederek denemeye fikren hazır olma demektir.

Görülüyor ki yaratıcılık kavramı yalnız güzel sanatlar için değil, diğer bilim dallarını ve günlük yaşamı da kapsamı içine almaktadır. Şu halde yaratıcılık eğitimi de tüm bireyleri dikkate alarak planlanmalıdır. Yaratıcı gücü geliştirme konusunda yapılan araştırmalar göstermiştir ki, yaratıcı süreçte yer alan sezgi, imgelem, araştırma, bulma, sınama ve yeniden kurma gibi yetiler ancak sanat eğitimi etkinlikleriyle ve planlı çalışmalarla geliştirilebilir. Eğer çağdaş, yaratıcı bireylerden oluşan bir toplum isteniyorsa sanat eğitiminin en önemli ilkesi olan "sanat eğitimi yalnız yetenekli kişiler için değil, herkes için gereklidir" düşüncesini tüm yetkililer ve anne-babalara empoze etmek gerekir. Okul yıllarında yaratıcı düşünceyi geliştirmek için TORRANCE 20 ilke önermiştir. Bunlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkündür. (YAVUZ, 1989 S.42-49)
- Çocukların çevreden gelen uyarılara duyarlığının arttırılması.
- Nesne ve düşünceleri becerili biçimde kullanmaya özendirme.
- Yeni görüşlere hoşgörü sağlama.
- Düşünceleri deneme çalışmalarına sokabilmek için olanaklar sağlama.
- Şaheserlerin yarattığı saygı ve korku (huşu) duygusunu giderme.
- Tedirgin edecek durum yaratma.
- Sınıfta yaratıcı hava egemenliğini sürdürme.
- Yaratıcı düşüncenin değerli olduğunu çocuğa öğretme.
- Salt eleştiri yerine yapıcı eleştiri geliştirme.
- Yeni yolları deneyebilecek yürekli öğretmenler yetiştirme.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: H. Yücel Gel   C.tesi Nis. 07, 2007 3:24 pm

2. Sanat Eğitiminin Amaçları

"Sanat eğitimi, görsel düşünme eğitimidir" diye de tanımlana bilir. Bu düşünce biçiminin aktarılması için bir dil gereklidir. Tıpkı yüzyıllar öncesinin mağara adamının konuşma dili yanın da çizgiyi bir dil olarak kullanması ve daha sonra renk ve diğer elemanların bu dile eşlik etmesi gibi. Bu nedenle birey duygu ve düşüncelerini aktarabileceği ikinci bir dile ihtiyaç duymuştur.

Günümüzde sanat eğitiminin birincil ve temel amacı, "Çizgi,
renk vb. diğer sanatsal ögelerle bir dil oluşturabilme"dir.

Sanat eğitiminin amaçları bireyin ve toplumun ihtiyaçlarına göre tespit edilmelidir. Disiplin olarak sanat eğitimi bireyin gelişim sürecini çok boyutlu olarak etkiler, bu nedenle amaçlar gruplandırılarak ifade edilebilir.

2.1. Kişiliğin Geliştirilmesine Dönük Amaçlar

- Yeniliklere açık bir kişilik kazanmasına yardımcı olma.
- Gözlemlerine ve algılarına dayalı olarak kendisini
dışa vurmasına olanak tanıma.
- Bağımsız düşünebilme ve bunu davranışa dönüştürebilme.
- Yaratıcı bir kişilik geliştirmesine katkı sağlama.
- Güven duygusuna sahip bir kişilik geliştirme.
- Çevresindeki çirkinliklerden rahatsız olabilecek buna karşın güzellikleri hissederek bundan zevk alabilecek duyarlı bir kişilik geliştirme.
- İşe ve emeğe saygılı bir kişilik geliştirmesine katkı sağlama.
- Zamanını, araç gereçlerini ekonomik olarak kullanan, düzenli çalışma alışkanlığına sahip bir birey olmasını sağlama
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: H. Yücel Gel   C.tesi Nis. 07, 2007 3:24 pm

2.2. Toplumsal Çevre ile ilişkiye Girerek Grupla iş Yapma Alışkanlığını Geliştirmeye Dönük Amaçlar

Toplumdaki bireylere ve yapılan çalışmalara bakıldığında Türk insanının yapısında bu konuda belirli bir zayıflık olduğu hemen hemen tüm düşünürler tarafından ifade edilmiştir. Bu nedenle eğitimcilerin konuya ağırlık vererek bireyin davranışlarını bu doğrultuda geliştirmeleri gereklidir. Sanat eğitimi vasıtasıyla bireyin bu ihtiyacı grup çalışmaları yoluyla giderilebilir.
- İş yapma ve yaratmada iş bölümü yoluyla grup içinde sorumluluk paylaşma.
- Grubun başarısını "ben" duygusunun önünde tuma.
- Duygularını grup üyeleri ile birlikte paylaşarak daha iyi ve güzeli arama isteği duyma.
- Grupla birlikte ortaya çıkardığı işten gurur duyma.

2.3. Doğa ve Kültür Değerlerine Sahip Çıkma Anlayışının Geliştirilmesine Dönük Amaçlar

- Doğal ve sanat güzelliklerinin ayırımına ulaşmayı sağlama.
- Ulusunun ve başka ulusların sanat değerlerini takdir etme.
- Sanat eserlerinin doğduğu yerde kalması gerektiğinin
bilincine varma.
- Sanat ve sanatçılar hakkında çıkan yayınları ve sergileri izlemesine yardımcı olarak, beğenisini geliştirme.

3. Sanat Eğitiminde Çalışma Alanları

Toplumdaki bireylerin gelişimlerini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmesi, iyi yetişmiş sanat eğitimcileri kadar iyi hazırlanmış sanat eğitimi programlarına da bağlıdır. Bireyin yaratıcı gücünün geliştirilmesinde sanat eğitimi uygulamaları ve sanat eğitimcisinin rolü yadsınamaz. Ancak uygulanan program da sanat eğitimcisi kadar önemlidir. İyi bir sanat eğitimi programı çalışma alanlarının çeşitlendirilmesi ile değer kazanır. Tek düze malzeme ve teknikle planlanan çalışma programları sanatın doğasına ve yaratıcılık eğitimine aykırı olduğu gibi öğrencilerde de bıkkınlık yaratabilir. Bu nedenle yaş grubu özellikleri dikkate alınarak önceden belirlenen hedefler doğrultusunda hazırlanan eğitim durumları, sanat eğitimcilerine olduğu kadar sınıf öğretmenleri hatta anne ve babalara da rehberlik yapabilir.
Aslında alan bilgisi iyi olan, çocuğu yaş grubu özellikleriyle iyi tanıyan her eğitimcinin kendi yaratıcılığını kullanarak uygulayacağı yöntemler elbette ki çok değerlidir ve her sanat eğitimcisinin kendine özgü yöntemleri olması doğaldır. Ancak çalışma alanları açısından her sanat eğitimcisi programını aşağıda ifade ettiğimiz gibi üç ana başlıkla ele alıp olanakları ölçüsünde tüm yaratıcılığını kullanarak programını zenginleştirmek durumundadır. Bunlar;
- İki boyutlu çalışma alanları
- Çizgi çalışmaları (kurşun kalem, pastel, tebeşir, gazlı kalem, çöp mürekkep, kağıt vb. malzeme ile)
- Üç boyutlu çalışma alanları
- Yoğrumsal maddeler ile yapılan serbest biçimlendirme çalışmaları (kil, kağıt hamuru, plastisin vb. ile)
- Yapısal çalışmalar (ahşap, metal, mukavva, her çeşit kağıt, atık malzemeler, tekstil atıkları ve diğer sanayi atıkları vb. ile.) Not:Bu çalışmalara ışık, ses, hareket verecek düzenlemeler eşlik edebilir.
- Sanat eseri inceleme çalışmaları (ülkemizde ilk ve orta öğretim kurumlarında hemen hemen hiçbir okulda yapılmayan ancak yapılması gerekli olan çalışmalar.

Toplumdaki bireylerin beğenisini geliştirmek istiyorsak onları küçük yaştan itibaren sanat eserleriyle karşı karşıya getirmek ve onların bu eserlerden tat almasını sağlamak durumundayız.

Aksi halde tekdüze olarak uygulanan programlar bireyin gelişmesine bir katkı sağlamadığı gibi onları monotonluğa iterek konudan uzaklaşmalarına da neden olabilir. Öğrencide daha öncesi yanlış uygulamalarla oluşan isteksizliği yok etmek, dersi ilginç hale getirip, vazgeçilmez bir ders havasına dönüştürmek sanat eğitimcisinin kendi kontrolündedir. Bu konudaki başarısı ise göstereceği çabaya bağlı olarak artabilir. Geçmişten günümüze sanat eğitimi tarihi incelendiğinde yöntemlerde farklı yaklaşımlar olduğu hemen dikkati çeker. Bu yazımız daha çok ilkokul öğretmenleri ve anne-babalara hitap edeceğinden bir-iki örnek vermek yararlı olacaktır. Örneğin 1938 yılında Osborn'un örgütlü fikir üretme yöntemleri üzerindeki çalışmaları geliştirilerek "Beyin Fırtınası Yöntemi" (Brainstorming) diye adlandırılmış ve günümüze kadar pek çok ~sanat eğitimcisi tarafından yaratıcılık eğitiminde başarı ile uygulanmıştır. Bu yöntemde yoğun olarak art arda sorulan sorular bireyi çok boyutlu düşünmeye yönelterek, beraberinde fikir üretme ve öneri sunma davranışlarını geliştirip yaratıcı süreçte daha etkin bir rol üstlenmelerini sağlamaktadır. Ayrıca yoğun olarak sorulan sorular bireyin daha sonraki yaşantılarında bakma, baktığını görme ve algılama süreçlerini daha etkili kılmıştır. Bu yolla birey senteze daha kolay ulaşabilmektedir. Bu tür yaşantı zenginlikleri ise bireylerin yaratıcı güçlerini geliştirmede önemli katkılar sağlamıştır.

Öte yandan çevre koşulları ve bireysel farklılıklar dikkate alınarak yapılan çalışmalar tüm disiplinlerde iyi sonuçlar vermektedir. Kısıtlı malzeme, olumsuz ortam sanat eğitimcisini etkilememektedir. Sanat eğitimcisi yoktan var edendir. Karşılaştığı problemleri yaratıcılığını kullanarak çözümleyebilendir. Özellikle Türkiye koşulları düşünüldüğünde; Amerika'da Modern Sanatlar Müzesi'nde Victor D'Amıco ve Arlette Buchman'ın 4-14 yaş grubundaki çocuklara uyguladığı aşağıda açıklanan düzenleme çalışmaları (Assemblage) Türk sanat eğitimcilerine önerilebilir. Çünkü bu tür çalışmalar her koşulda her çevrede uygulanabilir ve üç boyutlu biçimlendirme çalışmaları kapsamında programa alınabilir özellikleri içermektedir. Assemblage çalışmalarında doğadan toplanabilen materyaller ve üretim ile elde edilen malzemeler çalışmanın araç ve gereçlerini oluşturmaktadır. Bunların bir kısmı sanat olayı için üretilen boyalar, killer, kağıtlar vb. olup diğerleri ise; makine parçaları, cam-seramik kırıkları, yiyecek ambalajları ve atılan diğer ambalaj artıkları v.b. malzemelerdir. Türkiye şartlarına göre düşünüldüğünde bölgesel farklılıklara göre her yörenin kendine özgü doğası ve onlara ilişkin artıklar (deniz kabukları, taş, kum, aşınmış ağaç parçaları vb. ormanlık bölgelerde ağaç, yaprak vb. sanayi bölgelerinde ise sanayi artıkları) evde annesi, okulda öğretmenlerinin yönlendirmeleriyle toplanabilir. Bu arayışa giren birey kendisi için gerekli malzemeyi toplama arayışını sürdürürken çevresindeki tüm nesneleri olayları farklı bir gözle algılar yeni keşiflerde bulunarak nesnelerin özelliklerinin farkına varır ve bulduğu tüm nesneleri yeniden düzenleyerek özgün bir tarzda üretime geçer. Yaratıcılık için son derece etkin bir çalışma ortamına çekilen çocuk bu yolla nesneler arasındaki ilişkilerin de farkına varır. Kullandıkları malzemelerin görsel ve dokunsal yanları ile duyarlılıklarını geliştirir. Ayrıca bu yolla çocuklar gözlem yapma, algılama süreçlerini yaşayarak yaşantı zenginliğine ulaşırlar. Görülüyor ki bu tür çalışmalar (Asemblage'ler) bireyin çevresini keşfetmesinde ve yaratıcılığını geliştirmesinde yeni yollar önermektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: H. Yücel Gel   C.tesi Nis. 07, 2007 3:25 pm

KAYNAKÇA
GENÇAYDIN, Zafer, Sanat Eğitimi, A.Ü. Açık Öğretim Fak. Yay. Eskişehir, 1993
KIRIŞOĞLU, Olcay Tekin, Sanatta Eğitim, T.E.D. Yayınları, Ankara, 1991
KIRIŞOGLU, Olcay Tekin, Resim-iş Öğretimi ve Sorunları, T.E.D. Yayınları, Ankara, 1990
SAN, İnci, Sanatsal Yaratına ve Çocukta Yaratıcılık. İş Bankası Yayınları, 1979
BODE, U.-OTTO, G, Yaratıcılık Eğitimi Fr. Verlag, Bonn, Bad Godesberg, 1979
YAVUZ, Halide S., Yaratıcılık. B.Ü. Yayınları, İstanbul, 1989

H. Yücel Gel, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü öğretim Görevlisi

Çağdaş Eğitimde Sanat. İstanbul: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği yay. 1994. 37-51.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
Sponsored content




MesajKonu: Geri: H. Yücel Gel   Bugün 3:01 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
H. Yücel Gel
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ders sayfaları :: sanat eserleri inceleme-
Buraya geçin: