AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Banksy ya da Sokağın Ruhu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
astralcat
Moderator
Moderator


Kadın
Mesaj Sayısı : 312
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 20/12/06

MesajKonu: Banksy ya da Sokağın Ruhu   Paz Şub. 11, 2007 9:46 pm

Banksy ya da Sokağın Ruhu *
Banksy kimdir? Bu sorunun yanıtını vermek gerçekten zor, çünkü sanatı dışında hakkında bildiklerimiz çok sınırlı. İngiltere'nin tarihi liman şehri ve 90'lı yıllarda triphop müzik ekolünün başlatıcısı Bristol'de doğmuş ve küçük yaşlarda kasaplık eğitimi almıştır. Çevresindeki bir çok insan gibi sıradan işlerde çalışıp, bir ayyaş olarak ölmek seçeneğine karşı; sokak sanatçısı olmayı seçmiştir. Ailesi onu bir ressam sanmaktadır...

Sokaklarda yaptığı sıradan işlerin ardından, kısa sürede kendini yetiştirmiş, artık bir imzaya dönüşmüş Banksy adını alarak estetik beğeniyi hitap eden ve aynı zamanda protesto yönü ağır basan kendine has tarzını yaratmayı bilmiştir. Şablon üzerinden yapılan ve diğer tarzlardan yaratıcı desen çizimi ile ayrılan stencil graffiti'nin öncüleri arasına girmiştir. Grafiti geleneği içinde var olagelmiş, karikatürize tiplemeler üzerinden biçimlenen cool mizah anlayışına yapıtlarında yer vermez. Banksy'nin mizahı düşünseldir, ironik protestolara ve kara mizah öğelerinin kullanımına ağırlık verir. Duvarlara bir tabloymuş gibi özenle yaklaşan tarzıyla, benzerleri arasında kolayca fark edilecek bir yetkinliğe ulaşmıştır. Çalışmalarında düş gücü ve ince zekayı bir araya getiren Banksy, kısa sayılabilecek bir dönemde çok sayıda takipçi yada fan'ı etkilemeyi bilmiştir.

İngiltere de başlayan serüveninde, New York'tan Barcelona'ya, Paris'ten Batı Şeria'ya küresel boyutta sokaklara parmak izlerini bırakan, gezgin bir sanatçıya dönüşmüştür. Nike gibi bir çok büyük şirketin tekliflerini geri çevirmesine rağmen, artan popüleritesi nedeniyle bazı sokak sanatçılarının eleştirilerine de maruz kalmıştır. Eleştirilere rağmen, Punk nasıl rock müziği dönüştürülmeye çalışıldığı parıltılı, şöhret oyunundan kurtarıp sokaklara geri döndürmüşse; Banksy de sanatı büyük müzelerden hayatın nabzının aktığı sokağa indirmiştir. Banksy'ye göre sesi çıkamayanlara ses olmak grafitinin başlangıç noktasıdır ve yapıtlarında Punk'ın saldırgan tarzı belirleyicidir. Zaten kurumlara, kuruluşlara bağlı olmadan bireysel yaratıcılıkla yapılan grafiti sanatının kendisi, Punk'ın 'kendin yap' etiğinin bir yansıma alanı da değil midir? Sprey boya ile sesini yükselten alt-kültürün, kenar mahallelerin bıçkın çocuklarının şairliği misyonunu üstlenen ise Banksy olmuştur.

Politik Tavır Olarak Sokak Sanatı

Duvara resim yapma geleneği mağara devrine kadar inse de, çağdaş grafiti sanatını oluşturan damarın modern şehirler oluşumu ile dikkat çeken duvar yazılaması geleneğine bağlamak daha doğru olacaktır. Graffiti 70'lerin sonlarında Jean Michel Basquiat'ın çalışmaları ile sanat camiasının ilgisine mahzar olsa da kökenlerini daha eski tarihlerde aramak gerekir. Kapitalist metropol cangılları arasında oluşan getto'lar ve oradan türemiş alt-kültürlerle ilişkilendirmek sağlıklı olacaktır. Örneğin 1968 Mayıs'ında ayaklanmacı gençler protesto ve ütopyalarını estetik yaratıcılıkla duvarlara vuruyorlardı. Banksy'nin yapıtı bu protestocu geleneğin bugünkü en canlı örnekleri arasındadır. Savaş karşıtlığı, hayvan hakları savunusu, isyancı gelenekle bağ ve radikal politik vurgular Banksy'nin sokak sanatında en belirleyici temalardır.

Günümüzün kavramsallaşmış ve kurumsallaşmış sanat anlayışlarına bağlı üretimlerde politik duruş ve tavırlardan uzaklaşma eğilimi belirgindir. Politika olsa olsa en kiç formlarda içerikten ve isyancı özden yoksunlaşmış, yoksullaşmış biçimlerde gündeme gelmektedir. Buna karşı Banksy protestolarını gündelik hayatın aktığı sokaklarda, deyim yerindeyse insanlarının gözlerinin içine sokar. Sanat aracılığıyla gerçekleştirdiği açık protestolarını sloganlarla birleştirmekten çekinmez. Bu yüzden 'sanat ve sanatçı' tanımlamaları yerine, ayaklanmacı dilden 'vandal ve vandalizm' terimlerini tercih eder. Graffiti yanında savaş karşıtı gruplar, Greenpeace ve reklam karşıtı Avdet gibi muhalif gruplar için poster ve afişler hazırlamıştır. Yayınladığı manifestolardaki tutumunu lafta bırakmaz, hayvanlarla deney yapan kuruluşların duvarlarına ya da tepesinde güvenlik kamerası kurulmuş binaların duvarlarına protest işlerini gerçekleştirir.

Kuşkusuz bu protestolardan en önemlisi İsrail hükümetinin Filistin sınırına inşa ettiği, Londra ile Zürih arasında kadar uzun bir mesafeyi kaplayan ve BM tarafından hukuk-dışı ilan edilen 'güvenlik duvarı'na yaptığı işlerdir. Banksy, kendi ifadesi ile 'Filistin'i bir açık hava hapishanesine çeviren utanç duvarına' Tatil Enstantaneleri' adını verdiği 9 adet boyama yapar. Başını duvarın karşı tarafına çıkarmış bir at, duvarın öte tarafına geçmeye yarayan sağlayan merdivene çıkan çocuk gibi. Ama aralarındaki en yetkin çalışma kuşkusuz iki çocuğun duvara açtıkları düş gediğidir. Banksy'nin spreyinde parçalanıp, kaldırım taşlarına dönüşen utanç duvarı; bir düş kumsalına açılır...


Sanat Eylemcisi Olarak Banksy

Resmi makamlarca kısa sürede son verilen olaylı underground sergileri dışında Banksy'nin eserlerini dünyanın en saygın müzelerinde de görmek mümkündür; fakat korsan olarak. Londra'daki Tate Modern, Paris'teki Louvre, New York'taki Metropolitan Museum of Arts gibi dünyanın en önemli sanat merkezlerine yapıtlarını bırakıp, yetkililere telefon ederek haber vermek ilk akla gelen korsan etkinliklerindendir. Kendi yapıtları yanında; örneğin Monet'in zambaklı, gölet resminin baskısına, bir süper market arabası ekleyerek müzelere yerleştirir. Burada amaç dikkat çekmek ya da şov yapmanın ötesinde, sanat eserlerinin karanlık müze salonlarında birer yüce nesne konumuna yükseltilmesine yönelik tepki öne çıkar. Ve ilk önce akla Dada'cıların elitist sanat anlayışlarına karşı yükselttiği protestoları ve anti-sanat hareketini getirir. Banksy'ye göre 'galeriler bir avuç milyonerin koleksiyon fiyatlarını yükselmesinin aracı' konumuna gelmiştir ve bu yüzden sanat eyleminin başlıca hedefi konumundadırlar. Burada başta andığımız Punk hareketi içinde yer alan bir çok insanın, tavırlarının kökeninde Dadaist başkaldırıyı görmelerini rasyonalize etmemiz kolaylaşır.



Banksy, 2001 yılında Soho sokaklarına omzuna bir roketatar yerleştirerek boyadığı Mona Lisa çalışmasında ya da 2003 temmuz'unda Londra'nın Westway otobanına Rodin'in Düşünen Adam heykelinin bir kopyasını başına bir trafik konisi ekleyerek sergilediğinde öncü sanat geleneği isyancı yanını devam ettiriyordu. Kutsanarak içi boşaltılan klasik sanat eserleri, Banksy'nin yabancılaştırma yöntemiyle yeniden kitlelerle buluşabiliyordu. Dünya metropollerinin duvarlarına 'this wall is a designated Grafiti Area' pusulasını bırakıyor ve bu duvarlar kısa sürede bir çok yaratıcının işlerini bıraktığı özgür bölgelere dönüşüyordu. Bu etkinlikteki amaç kenarda bekleyen insanları sokak sanatı üretmeye kışkırtmaktır. Banksy'nin çağrısı üzerinden 15-20 gün sonra Grafiti Area ilan edilen duvarlara baktığımızda bir çok farklı insanın elinden çıkmış bir kolektif üretimle karşılaşırız. Bu da akla hemen başta Sürrealist'ler olmak üzere, öncü sanat geleneğinin kitleleri kolektif üretime çağıran manifestolarını getirir.



Graffiti dışında; ekleme kolajlar, çizimler ve yerleştirme işlere imza atmış Banksy'yi konsept bir yaratıcı olarak kabul etmek gerekir. Son işleri arasında yer alan; iğdiş edilip, kan benzeri kırmızı boya sızdırdığı telefon kulübesini, uluslararası bienallerde sergilenen enstalasyon işlerle kıyaslamak ilginç olacaktır. Küresel sanat camiasında kabul görmüş sanatçılarının yaptığı cansız, artık birbirinin taklidine dönmüş yerleştirmelerin yanında, Banksy'nin sokağa yerleştirdiği o yapıt şok etkini ve özgünlüğü kendi içinde taşımaktadır.

Kısaca tanıtmaya çalıştığız Banksy'yi, artık zamanın ruhuyla bütünleşmiş bir sanat fenomeni olarak kabul etmek gerekiyor. Ve dünya metropollerinin duvarları tahrik olmuş bir biçimde Banksy'nin gelip, onları canlı bir şey'e dönüştürmesini bekliyor. Kim bilebilir, belki de bir sonraki uğrak İstiklal caddesi, Kızılay ya da Alsancak olabilir?

*Rafet Arslan

_________________
GÖZLÜYE GİZLİ YOK
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://my.opera.com/astralcat/blog/
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: Banksy ya da Sokağın Ruhu   Cuma Mart 02, 2007 12:45 pm

Banksy... valla kasıp kavurmakta ortalığı ne diyelimmmm... helal olsun cheers
banksy ile ilgili bulduklarımızı bu başlıkta toplasak derim, hem tanımayan arkadaşlar tanır hem de toplu bir belge olur formumuzda...

paylaşım işin teşekkürler astralcat Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: Banksy ya da Sokağın Ruhu   Paz Mart 04, 2007 10:43 am

[img][img]

Grafiti gitti stensil geldi 4 Mart 2007


Öznur KAYMAK

Ara sokaklardaki, eski apartman duvarlarındaki esprili figürler, mesaj veren şekiller dikkatinizi çekmiştir. Bunlar elde hazırlanan şablonlar ve sprey boyayla duvara uygulanıyor. Tekniğin adı stensil. Grafiti gibi hemen her sokakta, her duvarda karşılaştığımız stensiller "sokak sanatı"nın hızla yükselen kolu. Sokağın sesini yansıtıyor, çoğunlukla da siyasi görüşleri ortaya koymak için kullanılıyor.

Türkiye’deki örnekleriyse daha esprili. Beyoğlu sokaklarındaki sinek ve Osman isimli bıyıklı adam stensilleri çok ünlü. Hatta bir ara sinek, Osman’a konmayı adet edindi, iki stensilci kapıştı. Sokaktan doğan bir akım olan stensili, yapanlardan dinledik.

Stensil, 1980’lerde yükselişe geçen "street art" yani sokak sanatı kavramının bir kolu olarak doğdu. Uygulanış tekniği farklı olsa da stensil grafitinin uzantısı. Ne de olsa ikisinin de amacı, eleştirmek ve mesaj vermek.

Stensilin dünyadaki en ünlü isimleri İngiliz Banksy ve Fransız Blek le Rat, bu tekniği siyasi tavırlarını ortaya koymak için kullanıyor. Shepard Fairey ve Margaret Kilgallen stensil dünyasının efsane sanatçıları.

Türkiye’de, stensil ağırlıklı olarak İstanbul’da, önceleri Sirkeci ve Haydarpaşa garlarında karşımıza çıktı. Şimdi Beyoğlu çevresinde duvarlar bin bir tür figürle kaplı. Sprey boyayla yaptığı işlerle tanınan Turbo lakaplı Tunç Dindaş ve Nalan Yırtmaç, Türkiye’de stensilin ustaları sayılıyor. Bonan, Ari Alpert, S2K, WYN, Flypropaganda, Kop-art lakaplarıyla bilinen stensilciler de, yeni işleriyle duvarları süslemek için sürekli sokakta. Yepyeni mizahi figürler, karakterler, hatta karikatürleri şablon baskıyla duvarlara uygulamaya devam ediyorlar.

Diğer yandan sokak sanatı grafiti, ozalit, stensil gibi kollarıyla sanat galerilerinde de kendine yer buluyor. 9. İstanbul Bienali’ne ortak çalışmalarıyla katılan S2K, Ari Alpert, Flypropaganda, WYN ve Tunç "Turbo" Dindaş, stensili sanat düzlemine taşıdı.

Grafiti sanatçıları gibi stensilciler de objektiflerin önüne çıkmayı, kimliklerini açıklamayı pek sevmiyor. İddialı işleriyle bilinmek isteseler de, gizemli kalmak onlar için çok önemli. Tren istasyonu, trafo gibi tehlikeli yerlerde çalışmak prestijlerini artırıyor. Duvarları tuval gibi görüyor ve sokak sanatının tüm kollarıyla bir bütün ve evrensel olduğuna inanıyorlar.

32 yaşındaki Ari Alpert, yedi yıldır stensille ilgileniyor. İstanbul’da, özellikle Beyoğlu sokaklarında, duvarların birçoğunu onun işleri süslüyor. Duvarlara, Osman ismini verdiği bıyıklı adam figürü baskısı yapıyor. New York doğumlu Alpert, Osman’ı yaratırken Shepard Fairey’in Kaliforniya’da başlattığı, çıkartma ve stensillerle tüm sokaklara yaydığı Obey The Giant isimli figürden etkilenmiş. O resme bir bıyık ekleyip, İstanbul sokaklarına taşımış.

Osman figürü İstanbul sokaklarında ünlenirken, Ari Alpert bu isimle bir yapım şirketi kurdu. Elektronik müzik, sokak sanatı, sokak modası gibi alt kültür öğeleriyle ilgilenenleri bir araya getirdi. Boston’da güzel sanatlar eğitimi gören, bir reklam ajansında sanat yönetmenliği yapan Alpert, geceleri stensil yapmak için sokaklara çıkıyor. Stensile tıpkı grafiti gibi kötü gözle bakıldığı için, hem de binalarının, duvarlarının boyandığını görenlere yakalanmamak için çok geç saatlerde sokağa çıktıklarını söylüyor: "Yaptıktan sonra hemen kaçıyoruz, durduk yere dayak yemek istemeyiz elbette." Alpert’e göre stensil ve sokak sanatı, sanat büroksasiyle uğraşmadan kendinizi ifade edebileceğiniz tek mecra: "Duvar, bütün dokusu ve derinliğiyle herhangi biri tarafından kullanılmayı bekleyen bir malzemedir. Herhangi bir araç kullanabilirsiniz. Yapışkanlar, ozalitler, fotokopiler, sprey boya, şablon ve hatta çocukluğumuzda kullandığımız tebeşir. Bu yeraltının sesi, burnu havada galeri küratörlerinin değil! İstanbul stensilciler için, duvarlarından fışkıran titreşimler ve ilham verici havasıyla büyük bir potansiyele sahip." Alpert şimdi İstanbul sokaklarına saklambaç oynayan çocuklar çizmekle meşgul. Bunları ozalit ve tutkal kullanarak duvara uyguluyor. Bir de Popstar’da adını duyuran Bayhan için bir çıkartma serisi hazırladı. Alpert’in çalışmalarına arialpert.com’dan göz atabilirsiniz.

Beyoğlu’nda Tünel, Cihangir çevresinde dolaşıp da, duvarlarda sinek figürlerini görmemek imkansız! Bu sinekler Flypropaganda ismiyle bilinen bir yazıcının marifeti. Kendisi ortalarda görünmeyi pek sevinmiyor. Bir ara; Ari Alpert’in Osman figürlerinin üstüne sinek stensili kondurmayı alışkanlık edindiği için araları açılmış. Grafiti dünyasında hakaret olarak kabul edilen bu hareketi aylar boyunca sürdürmüş Flypropaganda. Ari Alpert bir ara ona haddini bildirmek için sineklerin üzerine sinek ilacı figürü işlemeyi düşünmüş. Bir partide tesadüfen karşılaşmış, tanışmışlar. Aralarındaki gerginlik de böylece sona ermiş.

Stensil nasıl yapılır?

Stensilde herhangi bir resim, karikatür, fotoğrafı kullanabilir ya da kendiniz bir figür çizebilirsiniz. Elinizde renkli bir resim varsa, onu önce bilgisayarda stensil için uygun kontrast oranına getirmeniz gerekiyor. Resim siyah-beyaz hale gelip, fotokopi baskısına benzediği zaman şablon olarak kullanılmaya hazır oluyor. Resmin kağıt çıkışından şablon hazırlanıyor. Sprey boyayla erimemesi için, şablon kalıbı asetat, PVC ya da metale uygulanıyor. İşin en eğlenceli kısmıysa şablonu duvara uygulamak. Şablonu yerleştirdikten sonra en iyi sonucu almak için sprey boya 20 cm uzaktan püskürtülüyor
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
taziko
göşkuşağı (onursal üye)
göşkuşağı (onursal üye)


Mesaj Sayısı : 455
Kayıt tarihi : 22/12/06

MesajKonu: Geri: Banksy ya da Sokağın Ruhu   Cuma Mart 09, 2007 7:28 am

hımmm ilgi alanım. tşkler dostlar:cheers: Very Happy Wink
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
taziko
göşkuşağı (onursal üye)
göşkuşağı (onursal üye)


Mesaj Sayısı : 455
Kayıt tarihi : 22/12/06

MesajKonu: Geri: Banksy ya da Sokağın Ruhu   Cuma Mayıs 25, 2007 1:50 am










Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
tuğçe
gri
gri


Mesaj Sayısı : 13
Yaş : 28
Kayıt tarihi : 05/09/07

MesajKonu: Geri: Banksy ya da Sokağın Ruhu   Çarş. Eyl. 05, 2007 2:57 pm

güzel bir paylaşım ben de bulduklarımdan gönderecemm.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Banksy ya da Sokağın Ruhu   Bugün 1:17 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Banksy ya da Sokağın Ruhu
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Ateş Ruhu

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sanat :: Sokak Sanatı-
Buraya geçin: