AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 BERMU-D.A.S. (Bermuda Disiplinler Arası Sanat)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
funda
yeşil
yeşil


Kadın
Mesaj Sayısı : 64
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 05/10/07

MesajKonu: BERMU-D.A.S. (Bermuda Disiplinler Arası Sanat)   Paz Eyl. 28, 2008 12:54 am


Bermu-D.A.S. , birbirlerinden habersiz farklı eğitim süreçlerinden geçip, farklı ortamlarda aynı sorunları yaşayıp, aynı sanat görüşünü benimseyen üç kişinin yollarının kesişmesiyle kurulmuş bir sanat oluşumudur.

“Sanat” anlayışının felsefi boyuttan, teknik ve malzeme boyutuna kadar sürekli bir devinim ve değişim halinde olmasına karşın, gerek fakültelerde gerekse göz ardı edilemeyecek kadar geniş kitleleri kapsayan sanat-sanatçı camiasındaki “sanatsal değişim sürecini” gerilerden takip etme eğiliminin yarattığı “sıkışma etkisi” sonucu oluşan bir çekim alanıdır Bermu-D.A.S.

Üçgenin üç köşesinin de farklı yönlere baktığı halde bir bütün olduğu gibi, Bermu-D.A.S. üyeleri de sahip oldukları farklı özellikleri-farklı görüşleri aynı amaç için bir kotada bütünleştirip ortak enerji ve üretim alanı yaratmışlardır. Bu üçgenin ayaklarını oluşturan grup üyeleri farklı sanat disiplinlerinin ayrı ayrı başlıklar altında birbirinden bağımsız ele alınması görüşünü benimsememeleri sonucunda, bütün sanat dallarından/ disiplinlerinden beslenen ve “sanat” başlığı altında toplanan çalışmalar/eylemler yapmayı amaçlamaktadırlar.



Bermuda-D.A.S. is an art group that was formed at the intersection of the path of 3 individuals who despite their different educational experiences and environments encountered the same problems and embrace the same concept of art.

Despite continual changes in the concept of “Art” in terms of philosophy, technique and materials, a significant portion of the artistic/artist community, including university art faculties and young artists, are unable to follow these changes. The inability to follow these changes produces a “depression effect” that creates a field of gravity – Bermu-D.A.S.

Just as the three different angles of a triangle face different directions but come together to form a whole, the members of Bermu-D.A.S. possess different qualities and views, but with the same aim in mind, they have come together to a certain extent to create a shared field of energy and production. The members of the group, forming 3 legs of a tripod, reject the idea of independent artistic disciplines separated from each other under different headings; rather, they aim to create work/activities that are fed by different branches and disciplines and are brought together under the name of “art”.


En son funda tarafından Ptsi Ara. 15, 2008 7:40 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
funda
yeşil
yeşil


Kadın
Mesaj Sayısı : 64
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 05/10/07

MesajKonu: BERMU-D.A.S. Üyeleri Hakkında Bilgi   Paz Eyl. 28, 2008 12:55 am

Burçak Konukman 1984

2003 - 2007 Anadolu Üniv. Eğitim Fakültesi G.S.E. Bölümü Grafik Ana Sanat Dalı
1999 - 2003 Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi

"Sanat aynı zamanda bir bellek arayışı benim için, bu yolculuğu deneyimlerimle birlikte sürdürmeye çalışıyorum. Kullandığım dil değişken, aynı bu yolculukta karşıma çıkan değişik durumlarda gösterdiğim tepkiler gibi, kendimi sınırlamadan olabildiğince üretken olmaya çalışıyorum, her “an’ı” yaşarken bunun altında ki zeminleri kendi görsel hafızama göre biçimlendirmeye çalışıyorum.

Ortaya çıkardığım projelerden önce fikirlerim var, bu fikirler sayesinde bir şeyi biçimlendirmeyi öğrendim. Yaşadığım hayat yalnızca bana ait olsa da, insan olmanın getirdiği sorumluluklar yüzünden yaşadığım durumun bir değerlendirmesini yapmak zorunda hissediyorum. Projelerimin genel anlamda ana başlığı da bu durum değerlendirmeleridir. Nasıl bir sanatçı olabilirimden çok, sanat nedir sorusuyla üretmeye devam ediyorum. Bu sürece sorduğum sorulara, bulduğum en iyi cevaplarla birlikte devam edeceğim."


Funda Oruç 1984

2006 - Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Mesleki Resim-iş (Mastır)
2002- 2006 Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Mesleki Resim Öğretmenliği
1998-2002 100.Yıl Anadolu Meslek Lisesi Resim Bölümü

"Madde’ den çok maddeyi var eden ‘enerji’ yani ; görünen gerçekler değil, görünen gerçekleri yaratan ‘görünmeyen (gizli)’ gerçekler beni ilgilendiriyor. Evreni tanımak için uzay boşluğunda gezmek gerekmez, çünkü her insanın içinde evrene açılan gizli bir kapı vardır. İnsan görünen bedeninin haricinde içsel katmanlara da sahip olduğu için, her insanın evren hakkındaki bilgisi ulaşabildiği katman sınırındadır. Beden sınırında kalan biri ruhu bilemez, ruh sınırında kalan biri enerjiyi bilemez ve enerji sınırında kalan biri ise 1’ i bilemez…

Kendini bulmak adına çıkılan her yolculukta öncelikle ‘öz’ü tanımak kendi derinine inmek gerekir. Bizler kendi içimize dönüp bakana kadar ‘öz’ çevresel etkiler ve bilinçaltına işlenen imgelerle deforme olma tehdidine maruzdur. Öğrendiklerimiz bilgi kirliliğini de beraberinde getirir. Yaşadığımız çağın panzehiri olan duyarlılık ve tinsellikten yoksunluk çalışmalarımın odak noktasını oluşturmaktadır. Bilginin, teknoloji ve sentetikliğin ön plana çıktığı çağımızda ‘kendi silahlarını kendilerine nişan alan’ bir eylemdir ürettiklerim."


Uğur Karagül 1986

2004 - Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü
2000 - 2004 Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi

"Medya mı bizi idare ediyor? Yoksa medya mı idare ediliyor?
Tamamen tek bir kontrol mekanizmasının bir parçası mıyız, gündelik hayatımızdaki alışkanlıkları biz mi kazandık yoksa kazandırıldı mı? Çalışmalarımdaki benim düşüncem Endoktrinasyon yani benim deyişimle dışarıdan şekillenme karikatürize edilme ve yapaylandırma, tek düşünce sistemine işaret eder. Eğitim sistemimize baktığımızda da bunu böyle görmekteyim."


En son funda tarafından Paz Eyl. 28, 2008 2:11 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
funda
yeşil
yeşil


Kadın
Mesaj Sayısı : 64
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 05/10/07

MesajKonu: Bellek (MEMORY)   Paz Eyl. 28, 2008 1:46 am



En son funda tarafından Paz Eyl. 28, 2008 4:11 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
funda
yeşil
yeşil


Kadın
Mesaj Sayısı : 64
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 05/10/07

MesajKonu: Sanat Sineği (ART FLY)   Paz Eyl. 28, 2008 2:08 am



Bienalde Göze Batan “Sanat Sineği”

Tarihi Sinop Hapishanesi Çocuk Mahkûmlar Bölümü Tuvaleti’ni hiç bir müdahalede bulunmaksızın olduğu gibi sergileyen Bermu-D.A.S. (Bermuda Disiplinler Arası Sanat)’ın çalışmasının yanında tanıtıcı kart bulunmamasına karşın en çok dikkat çeken eser oldu. Sergi alanında bulunan bu çalışmayı farketmek “sanat yapıtı” olduğunu algılamak oldukça güç olmasına karşın bianelin öne çıkan eseri olmayı şaşırtıcı bir şekilde başaran, yerel halkın da büyük ilgiyle incelediği “Sanat Sineği”nin başarısı benim de gözümden kaçmadı ve Göze Batanlar köşesinde analiz etmeye layık buldum.

Sanatçısının parmak izini göremediğimiz, diğer işlerin aksine tanıtıcı kartı bile olmayan bu “eser”in başarısının sırrı neydi? Çağdaş sanat eserlerini algılamak ve beğenmekte güçlük çeken insanlar nasıl oldu da bu “tuvaletlere” diğer sanat eserlerinden daha çok ilgi gösterdi?

Yerel halkla empati kurmaya çalışırsak:

1- Diğer işlerin yanındaki sanatçıyı ve eseri tanıtan kartları farketmediler ya da fark edip de okuma ihtiyacı duymadılar. Bunun sonucunda da sergi alanındaki anlam veremedikleri onca “saçmalık” arasında tuvaletin de olmasını yadırgamadılar, yapıtı tanıtan kartın olmamasının eksikliğini de hisssetmediler.

2- Belki de diğer eserlerin yazılarını farkettiler ve sanatçı kelimesinin bilinçaltındaki yüceliğinin yarattığı göreceli uçurum nedeniyle hızla uzaklaştılar. Yine bilinçaltının etkisiyle; yanında sanata dair bir emare bulunmayan tuvaletin rahatlatıcı etkisine sığındılar.

3- Diğer eserlerin dolaylı-kavramsal mesajlarına karşın, tuvalet gündelik hayatlarıyla ilişkilendirebilecekleri açık-anlaşılır bir yapıt olarak beğenilerini kazandı.

4- Aslında bienal, sergi, sanat, sepet umurlarında değildi. Oraya Tarihi Hapishane’yi gezmek için gelmişlerdi, tuvalet de diğer odalar gibi bir mekândı işte!

5- Hapishanede çekilen dizi filmi ve “sanatçılar”ı görmek ümidiyle oraya gelmişlerdi. Tuvalette “sanatçılar”ın “dışavurumunu” arıyorlardı.

6- Malum şeye sinek çok konardı...

7- Hepsiydi ya da hiç biriydi.

8- Tenezzül edip yerel halka “neden tuvalete bakıyorsun be kardeşim?” diye sormak lazımdı...




Sanatsal bir perspektiften bakıp, kavramsal bir düzleme oturtmak gerekirse:

Bermu-D.A.S.’ın “Sanat Sineği”ni belli bir konsepte oturtmak oldukça güç. Sinop’un içindeki Tarihi bir mekânı ele almasından yola çıkıp “çevre sanatı” ile bağlantı kurmaya çalışırsak fazla zorlamış oluruz, yolun sonu çıkmaz sokağa ulaşır! Sergi binasının tamamını ele alıp tuvalet için “yerleştirme” diyebiliriz. Ama alışık olduğumuz gibi sanatçının mekâna müdahalesi yok, yani herşey zaten yerleşik konumunda. Sunulan eserden çok sunulan düşüncenin önemli olması nedeni ile “kavramsal sanat” uzantısı dersek alışık olduğumuz gibi kavramsal bir metin bulamayız. Belki biraz daha gerilere gidip kavramsal sanatın tohumunun atılmasına neden olan “Çeşme”yi irdelersek doğru bir iz sürmüş oluruz.

1917’de Marcel Duchamp pisuvarı alıp üzerinde hiç bir değişiklik yapmadan “R. Mutt” takma adıyla imzalayıp, yapıtını “Çeşme” adı ile sergilemişti. Dikkat çekmek isteği en önemli noktalardan biri “Sanatçının imzasını attığı her şey sanat eseridir” yergisiydi. Bu sanatçı R.Mutt adında gerçekte hiç var olmayan biri olsa dahi! Sanatçının adı marka- etiket gibidir, nesneyi sanat eseri olarak meşrulaştırmak için yeterlidir!

Bermu-D.A.S.’da enerjisini bu ironik durumdan almaktadır. Hatta bir adım daha ileri gitme cüretini göstererek; yapıt üzerini imzalamadan, yapıtı ve sanatçısını tanıtan kartlardan sergi alanına asmadan, bianel programındaki sanatçılar listesinde yer almadan tuvaleti sanat eseri olarak algılatabilmiştir. Bu başarının en önemli nedeni tuvalet girişindeki bannerın üzerinde “Sinopale” yazmasıdır. Çünkü günümüzde sanatçının imzasının yerini kreatör-bianel mühürü almıştır. Küratörün onay mührünü bastığı her “şey” sanat eseri olarak meşrulaşabilir.

Uzun lafın kısası Duchamp’ın yüzümüze fırlattığı pisuvar bize yetmediği için, komple bir mekân olarak tuvaleti halkın, sanatçıların, sanatseverlerin, sanat korurların gözüne sokmak görevi Bermu-D.A.S.’a düşmüştür. Çünkü artık “Sanatçının düşündüğü, küratörün onayladığı, asistanın uyguladığı her şey sanat eseridir!”

NOT: Gerçekte sergi alanında böyle bir yapıt bulunmamaktadır. Tuvaletin çirkin görüntüsünü kapatmak amacı ile Sinopale bannerı asılmıştır. Bienal kapsamında yayınlanan bu fanzinin köşe yazarlarından biri olan Funda Oruç “sanat anlayışının günümüzdeki durumu”nu irdelemek amacı ile bu yazıyı yazmak durumunda kalmıştır.

YASAL NOT: Bermu-D.A.S. üyesi olan sanatçı Funda Oruç düşündü, küratör Melih Görgün onayladı, bienalde asistan olarak çalışan Funda Oruç ve Murat Özelmas uyguladı.
“Sanat Sineği” meşrulaşmış bir sanat yapıtıdır. ®

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: BERMU-D.A.S. (Bermuda Disiplinler Arası Sanat)   Bugün 11:17 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
BERMU-D.A.S. (Bermuda Disiplinler Arası Sanat)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Sanat eğitimi ve yaratıcılık
» manga ile anime arasındaki farklar
» Üyeler arasında özel mesaj!!! İçeri lütfen!!!
» mesaj ile imza arasına nasıl çizgi koyuyorduk
» Yazılarım arasına nasıl google reklamları eklıyebılırım ?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sanat :: Sizin Köşeniz-
Buraya geçin: