AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 'Çığlık' günışığıyla buluştu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
vasko
Moderator
Moderator


Erkek
Mesaj Sayısı : 919
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 29/12/06

MesajKonu: 'Çığlık' günışığıyla buluştu   Ptsi Mart 17, 2008 9:36 am

‘Çığlık’ günışığıyla buluştu

İ.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği’nde, 1957-1992 yılları arasında yatan hastalar tarafından yapılmış olan ‘olağanüstü’ resimler, 8-21 Nisan 2004 tarihleri arasında Borusan Oto İstinye’de sergileniyor.

İstanbul
NTV-MSNBC




8 Nisan 2004 — ‘Çığlığın Işıkla Buluşması’ başlığı altında, hastalar tarafından yapılmış olan resimlerin sergilemesi, Asım Kocabıyık Kültür Eğitim Vakfı’nın katkılarıyla mümkün oldu.
______

Bu ‘olağanüstü’ resimler, İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Olcay Yazıcı yönetiminde sürdürülen ‘Çığlığın Işıkla Buluşması Projesi’ ile gün ışığına çıkıyor.





1957-1992 yılları arasında Klinik’te tedavi gören hastaların acılarını, duygularını ve hastalıklarını çarpıcı biçimde dışa vurdukları bu etkileyici eserler, 8 - 21 Nisan 2004 tarihleri arasında Borusan Oto İstinye’de toplumun ve sanatseverlerin ilgisine sunulacak.
‘Çığlığın Işıkla Buluşması’ sergisi toplumun psikiyatri hastalarına bakış açısını değiştirmeyi, sanatla tanı ve tedavi yöntemini yeniden gündeme getirmeyi amaçlıyor.





Gün ışığına çıkarılan binden fazla resmin yaklaşık yüz tanesi sergilenirken, hasta resimlerinden seçilmiş örnekleri içeren ‘Çığlığın Işıkla Buluşması’ adlı kitabın da tanıtımı yapılacak.
İnsanın gizemli iç dünyasının bir çığlık şeklinde yükselip renk ve biçime dönüştüğü bu yapıtlar, daha sonra da başka sergilerde toplum ve sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.




PSİKOPATOLOJİK SANAT ESERLERİ
İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği’nin depolarından bir ‘hazine’ çıktı. 1950’lerin sonlarından itibaren klinikte yatan hastaların yaptığı resimler, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın ender koleksiyonlarından biri olarak, sanat ve tıp dünyasına kazandırıldı.
Binlerce resim ... Üstelik çoğu, ‘rahatlıkla bir modern sanat müzesine girebilir’ denilebilecek resimler...
Kimisi ressamken ‘delirip’ kliniğe ‘kapatılmış’, kimi boya ve tualle ilk kez orada karşılaşmış insanların ışığa çıkardıkları iç dünyaları...




Depresyonun, ölümün, yalnızlığın, içimizdeki canavarların, korkularımızın, rüyalarımızın görüntüleri...
Psikiyatride bir yöntem olarak kullanılan sanat; sanatta hep tartışılagelen ‘deli’ ve ‘normal’ ayrımları...
Çok şey anlatan, gerçek bir hazine...



PSİKİYATRİ KLİNİĞİ’NDEN 500 RESİMLİ SANAT GALERİSİ’NE
Odasının duvarındaki bir boşluğa, anlamlı olur diye hastaların yaptığı resimlerden birini koymaya karar veren ve böylece bu hazineyi ortaya çıkaran Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Olcay Yazıcı, ilk karşılaşmasının üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen, resimlerin büyüsünden kurtulabilmiş değil.
Borusan Oto’nun sponsor olmasıyla, Psikiyatri Kliniği, duvarlarına asılan 500 resimle, bir sanat galerisine dönüşmüş. Resimlerin bir kısmından ve konuya ilişkin yazılardan oluşan ‘Çığlığın Işıkla Buluşması’ adlı kitap da piyasaya çıkmak üzere.





PSİKİYATRİ KLİNİĞİ’NDE BİR RESİM ATÖLYESİ
İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği, Türkiye’de başka hiçbir klinikte olmayan; hatta dünyada da çok az örneği olan bir şeye sahipti: Prof. Kazım Dağyolu tarafından kurulmuş, psikiyatr Süleyman Velioğlu tarafından yıllarca yönetilmiş bir resim atölyesi! Asıl adıyla, Psikopatolojik Sanat Laboratuarı ...
1957’de kurulan laboratuvarda, klinikte kalan hastalar 35 yıl boyunca resim yapmış, resimler kiminin hastalığının teşhisinde, sürecinin incelenmesinde, kiminin tedavisinde rol oynamıştı. Ancak Prof. Velioğlu’nun ölümünden sonra resimle bu kadar haşır neşir başka bir psikiyatr ortaya çıkmadığı için, laboratuar kapanmış.




DAHA İLK RESİMLERLE ‘BÜYÜ’ BAŞLADI
Geçtiğimiz yıl, Prof.Dr. Olcay Yazıcı, duvardaki boşluğu doldurmak için bir resim seçmek üzere depoya indi . Dolabı açtı, rastgele bir tomarı çekerek masaya taşıdı. Ve daha ilk resimleri çevirirken ‘büyü’ başladı.
Her resimde, kimi artık yaşamayan hastaların acılarını, duygularını, dahası ‘hastalığını’ gördü. Yüzlerce insan hiçbir sansür kaygısı taşımadan, iç dünyasını renklerle, sembollerle dışarı vurmuştu. Şaşırtıcı olan, aralarında, sanat eseri denebileceklerin sayısının oldukça fazla olmasıydı.


MISIR PİRAMİDİNDE BİR ARKEOLOG
Kendini bir Mısır piramidinin içine ilk kez girmiş bir arkeolog gibi hisseden Yazıcı, iki ayını o tozlu resimler arasında geçirdi. Kendine göre ilk elemeyi yaptığında, hâlâ 500’den fazla resim parıldayarak duruyordu karşısında.



AKIL HASTALARININ SANATI: ART BRUT
Sanat literatüründe, ‘delilerin’ ürettiği, başka bir deyişle, gerçekten ‘içten gelen saf enerji’yle yapılan eserler için kullanılan bir terim var: Art Brut.
‘Çığlığın Işıkla Buluşması’ kitabına bir yazı yazan Ahu Antmen, tam karşılığının Ham Sanat olduğunu söylüyor.



DUBUFFET: DELİLİK, İNSANIN GÖRÜŞÜNÜ ZENGİNLEŞTİRİR
Bu sanatsal olgunun adını koyan ve ‘art brut’ sergileri düzenleyen Fransız ressam Jean Dubuffet’ye göre, delilik insanın görüşünü zenginleştiren bir şey. Ahu Antmen, gerçeküstücülüğün babası şair Andre Breton’un da psikanalitik tedavi yöntemlerinden etkilendiğini anlatıyor.
Gerçek düşlerinden çok, okuduğu kadarıyla psikanaliz literatürünü resimlemekle suçlanan ünlü ressam Dali’den ise şu alıntıyı yapıyor: ‘Bir deliyle aramdaki tek fark, benim deli olmamamdır.’

UZMANLIĞI: AKIL HASTASI SANATÇI
Psikopatolojik Sanat Laboratuvarı’nı yöneten Prof. Süleyman Velioğlu, 1927 Kula doğumlu. Resme ilgisi daha ilkokul yıllarında başladı ve 2001 yılında ölene kadar devam etti. İlk kişisel sergisini 1942 yılında Manisa Halk Evi’nde açtı.
Tıpta okurken, öğrenimini bırakıp, yalnızca resim çalışmayı düşündü ama ailesi buna şiddetle karşı çıkınca, Güzel Sanatlar Akademisi’ne konuk öğrenci olarak devam etti. Bazı eserleri, hâlen yurt içinde ve dışında müzelerde, özel koleksiyonlarda bulunuyor.
Velioğlu’nun diğer uzmanlık alanı da Psikiyatri ve Sanatla Teşhis ve Tedavi. ‘Bir Şizofren Hastanın Sanat Ürünleri’, ‘Prepsikotik Aşamadan Psikoza Şizofrenik Süreç’, ‘Akıl Hastası ve Sanatçı’, ‘Sanat Onkolojisi Temelinde Yeni Bir Resim Anlayışı’ adlı kitapların yazarı ...




BEN VAN GOGH’UM
Gerçek hayattan ya da fıkralardan bilinir. Kimi hastalar ‘Ben Napolyon’um’, ‘Kanuni’yim’ diye dolaşır koridorlarda ve buna inanırlar. Bu hasta da ‘Ben Van Gogh’un ruhunu taşıyorum’ diyenlerden. Ama onun diğerlerinden farkı, sahiden de Van Gogh etkisinde, tekniğinde resimler yapması. Bu yüzden resimleri yıllar önce Belçika’da bir psikiyatri kongresine gönderilmiş ve ‘Çok iyi bir teknik var, sahte mi bunlar, sahiden hasta mı yaptı?’ sorularına neden olmuş.




ÇIĞLIĞIN IŞIKLA BULUŞMASI
Tarih: 08.04.2004 - 21.04.2004
Yer: Borusan Oto İstinye
Telefon: 0 212 359 30 30
Adres: İstinye Mah. Neslihan Cad.
No:1/1 Sarıyer - İstanbul



http://www.ntvmsnbc.com/news/264865.asp


Zihinsel problem yaşayan, psikolojik tedavi gören insanları “deli” diye nitelemek, acımasızca ve gerçekdışı bir önyargı. Yapmamız gereken, onların zekasından şüphe etmek yerine beyinlerinin alıştığımız şekilden farklı çalıştığını kabul etmek. Bizden farklı ama bizden önemsiz veya basit olmadıklarını görmek için “Çığlığın Işıkla Buluşması” adlı sergiyi görmeniz gerek.

______________


Delilik ve sanat... Hem sanat tarihinde, hem de psikiyatride sıkça bir arada düşünülmüş kavramlar. İÜ Psikiyatri Kliniği'ndeki hastalar tarafından 1957-1992 yılları arasında üretilmiş resimlerin bir kısmı Asım Kocabıyık Vakfı'nın katkılarıyla sergileniyor.

İSTANBUL - "Yeni bir şeyler yapmaya, ayak basılmamış bir toprakla yüzleşmeye, kimsenin gidip de bize yol göstermek için dönmediği bir ormana dalmaya çağrılıyoruz. Geleceğe doğru yaşamak bilinmeyene sıçramak demektir, bu da, halihazırda emsali olmayan ve pek az kişinin kavradığı dereceden bir cesareti gerektirir" diyordu Rollo May yaratma cesaretinden bahsederken. 'Çığlığın Işıkla Buluşması' bizi başka bir cesarete, bilinçdışı denen alacakaranlık bölgeden yükselen imgelem dünyasıyla yüzleşme cesaretine çağırıyor. İstanbul Üniversitesi Psikiyatri Kliniği arşivlerinde bulunan, hastalar tarafından 1957-1992 arasında üretilmiş resimlerin bir kısmı Asım Kocabıyık Kültür Eğitim Vakfı'nın katkılarıyla sergileniyor.

Psikiyatri-felsefe-sanat üzerine araştırmalar yapan psikiyatr Prof. Süleyman Velioğlu, meslektaşı Kazım Dağyolu'yla 1956'da 'Psikopatolojik Sanat Laboratuvarı'nı kurdu ve Türkiye'de ilk kez sanatla teşhis-tedavi yöntemlerini uygulamaya başladı. Hastalar resim yapıyorlar, doktorlar da bu görsel verilerden yararlanıyordu. Bu uygulama Velioğlu emekli oluncaya kadar (1992) sürdü. Ne yazık ki, onun ardından laboratuvar kapandı, üretilen resimler de hastanenin arşivlerinde kaldı. Psikiyatri bölümünün şimdiki Anabilim Dalı Başkanı Prof. Olcay Yazıcı bu hazineyi keşfetti ve 'Çığlığın Işıkla Buluşması Projesi'ni başlattı.

Delilik ve sanat... Hem sanat tarihinde, hem de psikiyatride sıkça bir arada düşünülmüş kavramlar. İnsan neden sanat yapar sorusu ve yaratma süreci yüzyıllardır bilim ve sanat dünyasını meşgul etti. Bilinçdışının verilerini kullanarak sanatla psikiyatriyi bir arada düşünmemizi ilk kez sağlayan sürrealizm ve Andre Breton olmuştu. Ardından Jean Dubuffet'nin Art Brut adında yeni bir akım önererek, akıl hastalarıyla çocukların resimlerine estetik değer atfetmesi sanat tarihinde tartışma yarattı. Acaba bu üretimler sanat eseri olarak değerlendirilip, müzelere girebilir mi? Ne de olsa bunlar (çocukların ürünlerini ayırırsak) 'normal' olmadığı teşhis edilmişlerin, sanatsal kaygılarının değil, karmaşık patolojilerinin bir yansımasıydı.

Yeni bir tartışma başlıyor
Bu tartışma hep sürdü, Art Brut adı altında toplanan eserler müzelere girmekle kalmadı, yüksek fiyatlarla alıcı buldu. Türkiye açısından ise bu tartışma hiç olmadı. Ancak bu sergiyle gün ışığına çıkan eserler ülkemizde de Art Brut akımını gündeme getireceğe, psikopatolojik sanat, yaratıcılık gibi kavramları tartışmaya açacak gibi.
Sanatla teşhis-tedavi yöntemlerinin, hastaların dış dünyayla ilişki kurmaları bakımından önemli bir işlevi var. Hasta, ürettikleri aracılığıyla hem doktoruyla tedavi sürecinin dışında başka bir ilişki kurmakta hem de psikopatolojisini sanat yoluyla dış dünyaya yansıtma deneyimini yaşamaktadır. Tedavi sürecinde süper egosu haline gelen doktoruyla yeni bir ilişki kurarak, hastalığını yaratıcılıkla pozitif bir sürece dönüştürmektedir. Bilinçdışı malzeme, bir biçim ve içerik kazanmıştır ve hasta bunu dış dünyaya, doktoruna hediye etmektedir.
Birçok sanatçının kişilik yapılarını araştırmalı, hangisinin nevrotik ya da nörolojik açıdan hasta olduğunu anlamalı, yeni bir sınıflandırmaya mı gitmeliyiz acaba! Van Gogh, Gauguin, Munch'un yapıtları birer 'deli saçması' mıydı? Borusan Oto'nun İstinye'deki tesislerinde 21 Nisan'a kadar açık kalacak sergi, 'öteki'nin bilinçdışıyla yüzleşme cesaretini gösterecek herkesi bekliyor


http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=113184&tarih=14/04/2004

_________________


En son vasko tarafından Cuma Eyl. 05, 2008 3:36 am tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
d.meltem
sarı
sarı


Mesaj Sayısı : 48
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 02/03/08

MesajKonu: Geri: 'Çığlık' günışığıyla buluştu   Perş. Mart 20, 2008 12:33 pm

kendi gerçekliğini kağıt ya da tuval üzerinde kurmak böyle bir şey olsa gerek.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
LiMaN
Administrator
Administrator


Mesaj Sayısı : 1977
Kayıt tarihi : 10/12/06

MesajKonu: Geri: 'Çığlık' günışığıyla buluştu   Perş. Mart 20, 2008 7:31 pm

Vasko, güzel paylaşım için teşekkürler. Kolay gelsin
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://liman.goodforum.net
Sponsored content




MesajKonu: Geri: 'Çığlık' günışığıyla buluştu   Bugün 1:10 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
'Çığlık' günışığıyla buluştu
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» İREMİN NOSTALJİ BULUŞMALARI

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sanat :: Plastik Sanatlar-
Buraya geçin: