AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Tuvalde İsyan (Dilek Şener'in Harun Antakyalı makalesi)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
astralcat
Moderator
Moderator


Kadın
Mesaj Sayısı : 312
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 20/12/06

MesajKonu: Tuvalde İsyan (Dilek Şener'in Harun Antakyalı makalesi)   Çarş. Ocak 03, 2007 1:34 am

Tuvalde İsyan *

Yaşamı biçimleyen bir fırçası var, Harun Antakyalı’nın... Ressam, fırçasıyla çevrenin tükettiklerini, içgüdülerinin çığlıklarına bırakıyor.

Bir sahne kuruyor Harun Antakyalı, boyası ve yüreğiyle yüzeylerin üzerine. Ve burada toplumun sürüklendiği açmazları, bireylere indirgeyerek, kendi dünyasının hayallerini de ekleyip, çözümler sunuyor. Hayatın içindeki karmaşıklıktan kaynaklanan tükenişlere / tüketmelere odaklıyor kendini. Başkentte birebir iletişimde olduğu insanların kendi yaşamına yansıyan renklerini ya da kördüğümlerini nesnelerin, kelimelerin ve olguların çemberine alarak irdeliyor. Yaşadığı sürece tüketen ve tüketim oldukça yeni üretimleri hayatın içine bırakan düşüncenin içinde, hisleri ve gördükleri doğrultusunda kendine yüzeyler üzerinde dünyalar kuruyor. Ürettiği nesnelere tutsak olan insan ve böylesine bir atmosfer içinde kendine boyayla ve biçimle nefes bulmaya çalışan bir sanatçının çığlıklarına tanıklık ediyoruz, duvarlarda asılı duran büyük boyutlu yüzeylerde.

"Tüm yaptıklarım yaşadıklarımdır, yaşayacaklarım yaptıklarımın ateşleyicisi olacaktır. Hesaplaşmam kendimle, bu yüzden bilinçaltımı serbest bırakmaya çalışıyorum. Kendimi yaşamak istiyorsam varım ve yaşam temel çıkış noktam," diyor sanatçı. Bu düşünceyle duygular, ister kağıt ister tuval / duvar olsun özgürlüğüne kavuşarak fırçadan yüzeye akın akın fışkırıyor. Nesneler ve bireyler farklı malzemelerde bir araya geliyor. Sanatçı, zamanın içinde gittiği yönü bilmeden savrulan bir gezgin gibi arayışlarını ve sonuçta ulaştıklarını sanatının diline aktarıyor. Yüzeylerde yaşanan karmaşayla büyük kentin kalabalıktan oluşan gürültüsüne kapılıp gidiyoruz. Bu gürültünün içinde sanatçı, hem kendi yaşamının eksiklerini tamamlıyor hem de resmindeki açlığı "kent kültürünün" dar ve karanlık sokaklarından caddelere fırlayan bireylerle doyuruyor. Cep telefonları, sigara paketleri, taksiler, kola kutuları, içki şişeleri yaşamın içinden seçilerek, kararlı, sert ve kalın çizgilerin arasına katılıyor. Biçimler birbirine ekleniyor. Deforme edilen vücut yapılarıyla figürlerin dinamizmi sokakta yaşanan görüntüyle aynı. Kalabalığa karşı bireyler tuvalde yaşamdaki trajik yalnızlıklarıyla hesaplaşıyor. İsyan çığlıkları biçimlerden kelimelere kayıyor. Tuvalde oyunu başlatan fırça, bir daha durmak bilmiyor Antakyalı’nın elinde... Dünya dönüp zamanı tüketiyor. Ya da tam tersi, zaman aktıkça dünya tükenişe sürükleniyor. Bu yüzden yaşadıkları yaptıklarını, yaşayacakları yapacaklarını yaşam sürdükçe etkileyeceğe benziyor.

Sanatçının Karaca Sanat Galerisi’ndeki sergisi için söylediği son söz bir çığlık gibi kulaklarımıza yerleşiyor: "Fareler yoktu! Zaten gemiler de yoktu!". Harun Antakyalı’nın resimlerine yayılan yaşama ait "gerçek" bu sözlerin içinde gizlenen anlamlara kendini bırakıyor. Ve bir "Don Kişot" misali, Antakyalı, yel değirmenine bürünen canavarlar var oldukça boyasıyla ve bulabildiği her yüzeye resim yaparak yaşamaya / savaşmaya her an hazır bekliyor. "Yaşıyor, yapıyor ve tüketiyor..."



* Dilek Şener , Milliyet Kültür&Sanat , 30.04.2002

_________________
GÖZLÜYE GİZLİ YOK
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://my.opera.com/astralcat/blog/
 
Tuvalde İsyan (Dilek Şener'in Harun Antakyalı makalesi)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Akademik Forumlar :: Makale-
Buraya geçin: