AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Renk nedir? siyah ve beyaz neden renk değildir?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
chiron
Moderator
Moderator


Kadın
Mesaj Sayısı : 217
Yaş : 33
Kayıt tarihi : 15/04/07

MesajKonu: Renk nedir? siyah ve beyaz neden renk değildir?   Perş. Ara. 06, 2007 11:15 am

İnsanoğlu, kendini bildiği günden bugüne, renk hadisesine ne yazık
ki bir kullanım aracı veya obje olarak bakmış, ne güzel kırmızı döpiyes
veya sarı kazak deyip geçmiştir. İlerici görüş, hissediş sahipleri
(empresyonistler) rengin farklılığını hissederek çalışmalar
yapmışlardır. Hepsinin yola çıkış tarzı önce ışık sistemidir. Renk ve
ışık, Spektrumun radyan bir enerjisi veya en düşük elektromanyetik
alanı olarak kabul edilir. Beyaz ışık bütün dalga uzaklıklarının
karışmasından meydana gelen Spektrumun görünüşü ile orantılıdır.
Renk göz ile yakalanan bir ışık tesiridir. Işığın eşya üzerine
çarpmasıyla, yansıyan ışınlardan gözümüzde meydana gelen duyumların her
birine “renk” denir. Renk anlamı; ışık, göz ve beyinle idrak edilir. Bu
sebeple renk anlamı üç sistemde ele alınmalıdır.


a- Psikolojik sistemde renk: Beynimizde uyanan bir durumdur. Mavi duyum gibi.
b- Fizyolojik sistemde renk: Çeşitli ışık cinslerinin göz retinası
üzerinde, sinirler vasıtasıyla meydana getirilen, fizyolojik olaydır.
Işığın görünüş hadisesi fizyolojiktir. Renk ise bizdedir. Renk bir
duygudur. Yaşayan varlıkların sinir sistemlerinde mevcuttur.
c- Fiziksel sistemde renk: (Işıkla spektrum ile) Ölçülerle ve
rakamlarla geniş olarak belirtilen bir olaydır. Işığın hangi dalga
uzunluğunu hangi oranda bulundurduğu esastır. Fizik bakımından renk
türü titreşimde ışık dalgalarından ibarettir. Bu ışık - renk dalgaları
değişik uzunluktadırlar. Kırmızının en kısa, morun en uzun olduğu gibi.

Rengin Tarihçesi:
İnsanı insan kılan her değer dümdüz bir cam levha gibidir. Öyle ki her
birinin içinden insanı insan kılan o ışık geçer. Rengarenk levhalar
parlak güneşin altında parıldar ve binbir çeşitte renk verirler. Yine
de insanı insan kılan ışık tektir.

Renklerin psikolojik ve fizyolojik etkileri dalında renkler ve kişilik
gelişimi dallarında araştırmalar yapan Living Colour (canlı renkler)
organizasyonunu kuran (1984) Howard Sun, çalışmalarını Theophilus
Helidor Gimbel’le yoğunlaştırdı. 1983 yılında renk terapisti unvanını
aldı. İnsanların ruhsal ve insani psikolojileri konusunda tam bir
deneyim kazandı. İnsanların kişisel, fiziksel ve ruhsal dünyaları
konusunda uzun ve yorucu araştırmalar yaptı. Grup terapileri ile
sistemin doğruluğunu insanlara aktardı. Renk analiz uzmanlığını eşi
Dorothy Sun ile fevkalade geliştiren Howard Sun 1984 yılında eşi ile
birlikte İngiltere’nin ilk resmi terapi merkezini açtı. Bu çalışma
İngiltere’de büyük ilgi gördü. İnsanlar renkler ile kişilik ve iç
dünyalarının keşfine başladılar.

Renk Bilimi Nasıl Doğdu?

İngiliz fizikçi Isaac Newton (1642 - 1727) 1670′de güneş ışığını
elmas bir prizmadan geçirerek, renkleri ayırmayı başarmıştır. Bir odayı
kararttıktan sonra güneş ışığının ince bir delikten odaya girmesini
sağlamış, bu ışığın önüne bir prizma koyarak parçalanış halini, tıpkı
gökkuşağında olduğu gibi yedi rengi yukarıdan aşağıya doğru bir perdeye
aksettirmeyi sağlamıştır. Güneş ışığını meydana getiren yedi rengin
(renk tayfının) görkemi, gizemi bugün üzerinde birçok incelemeler
yapılan son derece olumlu sonuçlar alınan çalışmaları ve araştırmaları
beraberinde getirmiş, Renk Bilimi’ni bir bilim dalı olarak ortaya
koymuştur.
Newton’dan sonra, Chevreul, Helmhotz, Young gibi fizikçiler ve de
kimyagerler bu proje üzerine yoğunlaşarak çalışmalarını
hızlandırmışlardır. Newton beyaz perde üzerindeki renklerin bir sıra
teşkil etmesine Spektrum Solaers (Güneş Tayfı) adını verdi. Spektrumun
zaman zaman değişen, güneşin hararet derecesine göre renklenen renk
tayfında aşağıdaki renkleri görürüz ve bütün renkler beyaz ışıktan
doğar:
Kırmızı, Turuncu, Sarı, Yeşil, Mavi, Lacivert, Çivit Mavi, Menekşe Moru
Sarı, kırmızı ve mavi renklere; Esas Renkler veya Meydana Getirilemeyen Renkler adı verilir.
Yeşil, turuncu ve mor renkler ise esas renklerin ikişerli karışımından meydana gelirler.
Örneğin:
Sarı + kırmızı = turuncu
Sarı + mavi = yeşil
Mavi + kırmızı = mor
Böylelikle ortaya konan bu renk şeridine Spektre - Solaire denir.
Göz alışımı ile idrak edilen, bütün yaşamı ve varlık dünyasına renk
veren renk, renkler ve bu oluşumdan duyarlılığa; renk tesiri
(sansation) denir.
Rengi görmeden duyarlılıkla da hissetmek mümkündür. Bir örnek olarak
bahsedeceğim uygulamayı deneyebilirsiniz. Kendinize bir kırmızı ve bir
de mavi kart hazırlayın. Gözlerinizi kapatarak hangi kartın hangi renk
olduğunu bilmeden dizlerinizin üzerine yerleştirin. Yine gözleriniz
kapalı ellerinizi kartların üzerine yaklaştırın konsantre olarak bir
süre o şekilde durun. Belirli bir süre sonra kırmızı karttan sıcak bir
esinti mavi karttan ise daha serin bir esinti hissedeceksiniz. Kırmızı
sıcak renk grubunda, mavi ise soğuk renk grubundadır ve bu enerjilerine
aynen yansır.
Yine benzer bir deneyle herhangi bir rengin komplamanterini yani
tamamlayıcısını bulmak bilimsel açıdan mümkündür. Daire şeklindeki bir
kartonun yarısını yeşile boyayın. Diğer yarısı ise beyaz kalsın. Bu
daireyi hızla kendi etrafında döndürürsek bir süre sonra beyaz kısmını
pembe olarak görmeye başlayacaksınız. Çünkü yeşilin komplamanteri
pembedir. Hatta beyaz kısmı pembe olarak boyayıp aynı deneyi yapsak bir
süre sonra kartonun beyaz renk alacağını görecektik. Tüm bunlardan
varılan sonuç şudur ki renk bir enerjidir ve renk bilimi pozitif bir
bilimdir.

_________________
www.baykussanat.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.baykussanat.com
chiron
Moderator
Moderator


Kadın
Mesaj Sayısı : 217
Yaş : 33
Kayıt tarihi : 15/04/07

MesajKonu: Geri: Renk nedir? siyah ve beyaz neden renk değildir?   Perş. Ara. 06, 2007 11:16 am

Gözün Rengi Algılaması:
Göz ve Görme:
İnsanda en gelişmiş organ gözdür. Gözün bir bölümü olan retina bazı
bilim çevrelerince beynin bir uzantısı olarak değerlendirilir. Aynı
zamanda göz, optik bir organdır. Bir dizi karmaşık işlemden geçirilen
görsel uyarım beyinde belirtilerek görme sağlanmış olur. Görme olayının
aşamalarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
a- Işık ve nesneler
b- Görme olayı ve göz
c- Gözün fizyolojik yapısı
d- Beyinde tamamlanan görsel uyarım
a- Işık ve Nesneler: Görme olayının en önemli elemanı ışıktır.
Görmek için az veya çok, ışığa ihtiyaç duyarız. Bazen ay ışığı bile
yeterli olurken renkli görüntüyü elde edebilmemiz için daha fazla ışık
gücüne ihtiyaç duyarız. Görme olayını sağlayan göz, ışık uyarımlarını
belirli işlemlerden geçirerek algılamayı sağlar. Göz için ışığı
değerlendiren temel sistem deyimini de kullanabiliriz.
b- Görme olayı ve göz: Görsel algılama ışık uyarımının karmaşık
işlemler ile değerlendirilmesidir. Gözde ışığa duyarlı alıcı bir
tabakanın varlığı esastır. Göz bebeği ise küçülüp büyüyerek ışık
alımını ayarlar. Işık uyumlarını toplayan sinir lifleri tüm uyarımları
düzenleyerek, görme siniri denilen ileticiyle beyne gönderir. Beyinde
ise bütün veriler normal bir işleyişle değerlendirilir. Sonucunda
oluşan ise görsel algılamadır.
c- Gözün fizyolojik yapısı: İnsan için en gelişmiş organlardan biri
göz demiştik. Küreye benzeyen yapısını da dikkate aldığımızda
kafatasının içerisinde çok özel bir yerleşim mimarisi meydana
gelmiştir. Göz kasları ile de sıkı bağlantı içindedir. Göz kapakları
ise birçok fonksiyonunun yanı sıra koruyucu özelliktedir.
Son derece karmaşık şekilde çalışan göz, iç içe üç tabakadan meydana
gelir. Göz akı (cornea), Renkli tabaka (koroit) ve Ağsı tabaka (retina)
En dışta bulunan göz akı, sert ve tümüyle saydam olup gözün ön
kısmındadır. Bu tabakadan dolayı göz küresinin önünde kabarıklık
meydana gelir. Gözün dışa bağlantısı bu bölümde meydana gelir. Işığın
bir mercek gibi kırıldığı kısım burasıdır. Renkli tabakada ise kan
damarları bulunur. İris bu bölümde bulunmaktadır. İrisin görevi göz
bebeğinin büyüyüp küçülmesini sağlamaktır. Yani yeterliliğe göre ışık
miktarını ayarlamaktır. Ağsı tabakada ise göz merceğinden çıkan
iplikçikler, retinayı bir ağ gibi sarar. Bu yüzden ağsı tabaka gözün iç
bölümünde kiracıdır. Şeklinden ötürü konik ve çubuk hücreler denilen
ışığa duyarlı alıcı sinirler ile donatılmıştır. Konik hücreler,
renklere karşı duyarlı iken renkleri algılayıp görmeye yönelik görev
yaparlar. Belirgin bir ışık sistemi bu sinirlerin görev yapması için
önem taşır. Işık olmadığı zaman bu sinirlerin görev yapma olanağı
yoktur.
Kırmızı, yeşil ve maviyi ortaya koyan üç tip konik hücre vardır.
Işığın yetersiz olduğu durumlarda ise çubuk hücreler devreye girer. Bu
hücreler gece görme olanağımızı sağlar. Ne var ki bu çubuk hücreler ile
gece ay ışığında görmemiz mümkünken renkleri göremeyiz. Işık arttığında
konik hücreler devreye girer ve renkleri algılamaya başlarız. Bazı
hayvanlarda konik hücrelerin olmaması ve renkleri algılayamamaları buna
örnektir.
d- Beyinde tamamlanan görsel uyarım: Beyine giden görüntü
değerlendirilir. Hafızadaki görüntüler ile karşılaştırılır. Yorumlanır.
Ayrıca beyine kadar gelen ters görüntü düzeltilerek algılanır. Sonuçta
görme sağlanmış olur.
RENK
Işık kaynağından gelen ışını bir prizmadan geçirerek yapılan deneyde
ışığın renklere ayrıldığı Newton tarafından yıllar önce bulundu.
Newton’un renk deneyinde ışık prizmadan geçince altı renge ayrılıyordu.(Renk Deneyi)
Işık kaynağından yayılan ışığın nanometre ve kelvin cinsinden
değeridir. Işık her cisimden değişik nanometrik değerlerde yansır. Bu
yansımanın nanometre cinsinden değerine bir isim verdiğimizde ana
renkler ve ara renkleri oluşur. Beyaz ve siyah renk değildir.
Beyaz üç ana rengin belirli oranlarda karışımından ( % 59 Yeşil, %
33 Mavi, % 19 Kırmızı ) ortaya çıkan nanometrik değere verilen isimdir.
Siyah ise renk olmayış durumudur.
Işık Rengi; Fizikte renk olayı ilk defa Newton tarafından
incelenmiştir. Daha sonra İngiliz William Herschel prizma dan geçen
ışığın çıkardığı renklerin sıcaklıklarını ölçtü.
 

_________________
www.baykussanat.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.baykussanat.com
chiron
Moderator
Moderator


Kadın
Mesaj Sayısı : 217
Yaş : 33
Kayıt tarihi : 15/04/07

MesajKonu: Geri: Renk nedir? siyah ve beyaz neden renk değildir?   Perş. Ara. 06, 2007 11:17 am

Spektrumun bir ucundaki mor ışık en düşük, öbür ucundaki kırmızı ışık
ise en büyük sıcaklıktaydı. Daha sonra yapılan deneylerle mor ışığın
daha düşük değerindeki mor ötesi ışığın daha sıcaklıkta olduğu da
keşfedildi.
Bir beyaz ışık prizmadan geçirilince, prizmadan çıkan ışık farklı
boylarında bir renk yelpazesi oluşturur. Gözün görebildiği bu renkler
kırmızı, portakal, sarı, yeşil, mavi ve mordur. Gerçekte hassas bir göz
veya cihazlar bundan fazlasını da görebilir.
Dalga yüksekliği rengin yoğunluğunu belirler. bir rengin yoğunluğu ise parlaklıktır.
Elektron bir yörüngeden diğerine geçince, özel bir miktarda ya bir
enerji doğurur yada bir enerji çıkarır. Her atomun bu işi yaparken
aldığı veya çıkardığı enerji miktarı farklı olur. Bir fotonun enerjisi
ışığın dalga uzunluğuna ve bu da bir renge bağlı olduğundan her atom
sadece belli renkleri soğurur veya çıkarır. Belli bir rengi çıkaran bir
atom, yine aynı rengi soğurur.
Her atomun soğurduğu ve çıkardığı renkler farklıdır.
Spekttroskopi bilimi ile renklerin incelenmesinden atomların cinsleri
belirlenebilir. Dalga uzunluklarına bağlı olan ışık renklerinden
kırmızı en uzun dalga boyuna mavi ve mor en kısa dalga boyuna karşılık
gelir. Bu sıralama aynı zamanda enerji sıralamasını gösterir.
Mavi ışık en enerjik, kırmızı ışık en az enerjik olan ışıktır. Bütün
renklerin belirli oranda karışımı beyaz rengi verir. Her ne kadar
doğadaki her cisim bize renkli olarak görülse de o cismin yüzeyi bazı
dalga boylarını emme ve bazılarını yayma özelliğine sahiptir. Gözümüze
kırmızı görünen cisim, görünen spektrumdaki kırmızın dışındaki bütün
dalga boylarını soğurmaktadır. Kırmızı bandın dalgası soğurulmadığı
için cisim bize kırmızı olarak görülür. Herhangi bir cismi yansıtmayan
cisim ise siyah olarak görülür.
Bu fiziksel etkilere göre beyaz ve siyah renk değildir. Işığın
bulunmadığı yerde renklerin bir anlamı olamaz. İnsan gözünün, görünen
ışık bölgesindeki, yedi farklı rengi görmesine karşılık, bazı hayvanlar
mesela bir baykuş kırmızı ışığın ötesindeki kızıl ötesi ışığı, bir ara
mor ötesi ışığı da görebilir. Kedi ve köpekler ise siyah ve beyazın
dışında başka bir renk göremezler.
Işık atom ve moleküllere çarpınca mavi ışık kırmızıdan daha çabuk
dağılır. Güneşin beyaz ışığı dünya atmosferine girince mavi ışık, ışın
demetine ayrılır ve atmosfer mavi olarak görülür. Yeni doğan bir
bebeğin gözlerinin mavi görünmesinin nedeni de budur. ilk birkaç ay
içinde bebeğin vücudunun henüz göz rengini verecek pigmentleri
oluşturmasından önce, yani gözün irisi renksiz iken irisi oluşturan
malzeme mavi ışığı yansıtır.
Işık rengi, ( Beyaz ışık ) yani ışığı oluşturan bütün renklerin renk sıcaklığı üç ana grupta bulunmaktadır.
Sıcak beyaz 3300ºK ve altı
Doğal beyaz 3300-5000ºK
Gün ışığı beyazı 5000ºK ve üstü
Aynı ışık rengine rağmen, lambalar, ışıklarının tayfsal bileşimleri
nedeniyle çok farklı renksel geri verim özelliklerine sahiptirler.
Beyaz – Siyah; Cisim üzerine gelen ışığın bileşenleri arasında bir
farklılık yaratmadan hepsini birden aynı oranda geçirme, yutma veya
yansıtma özelliği gösteriyorsa ışığın karakteri değişmez. Bu cisimlerin
ışığa tepkileri nötr olarak kabul edilir.
Bu cisimler ışığın bileşenleri arasındaki dengeyi bozmadan aynı oranda
yansıtarak, şiddetini değiştirerek veya tamamını yutarak ışığın toplam
şiddetine etki ederler.
Tepkileri nötr olan cisimler eşit enerjili ışıkla
aydınlatıldıklarında, kendi yansıtma veya geçirme oranlarına bağlı
olarak ışığın şiddeti değişir ve aşağıdaki belirtildiği gibi görünürler
veya ışığı geçirir, yansıtırlar.
Çok parlak veya açık …( beyaz )
Orta parlaklıkta …. ( gri )
Çok karanlık ve koyu …( koyu gri )
Tam karanlık …………..( siyah )
Üzerine düşen ışığın tam dalga boylarını yansıtan cisim beyaz, tüm
dalga boylarını yutan ve yansıtmayan cisim siyahtır. Yani Beyaz ve
siyah renk değildir.

_________________
www.baykussanat.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.baykussanat.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Renk nedir? siyah ve beyaz neden renk değildir?   Bugün 2:18 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Renk nedir? siyah ve beyaz neden renk değildir?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» EREN BAKICI
» En sevdiği renk
» Forumun kadronun içerisindeki renk değişmiyor
» yeni konu açıyorum renkli yazı siyah neden yazmıyor
» Photoshopta Renk Efekti Verme(1'den fazla)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Akademik Forumlar :: Bilim-
Buraya geçin: