AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Rapunzel'in saçlarını kestim...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
parantezicihayatlar
Moderator
Moderator


Erkek
Mesaj Sayısı : 382
Yaş : 33
Kayıt tarihi : 21/12/06

MesajKonu: Rapunzel'in saçlarını kestim...   Ptsi Mayıs 21, 2007 10:41 am

Ilgaz'ın eteklerinden baba özlemi ile indiğim zamanlardı. İç Anadolu'da küçük bir iç/tim. Sonradan girdi görme alanıma yedi bölge. Yedi bölgenin yedisinde de bıraktım iç/imin birazını. Yirmi üç yaşında elimde kalan/hiç. Rapunzel'in saçlarını en çok babam için kestim ben. Bilmedi... Sonradan girdi hayatıma allı/morlu kadınlar. Her biri kedileri seven, kuzgunları ve martıları. İstanbul aşığı ve de Maçka. Güneydoğu Anadolu'da bir çatışma kimi zaman, bir bar da oynanan sirtaki yada. Zorunlu göçe zorlanmış arkadaşlarım vardı. Toprak özlemi çeken... Ben ise babasızlık politikasına zorlanmış bir iç/tim. Babam yine uzak diyarlarda... Babası ile el ele gezen her çocuğu kıskandım. Rapunzel'in saçlarını en çok babam için kestim ben. O uzun saçlara tutunup hiç bir çocuk babasına kavuşamasın diye. Bilmedi/bilemedi ne yaptıysam. Saçlarımı okşaması devlet tarafından yasaklanmış adam.

Bir yaz tatili çalıştım ben. Ortaokul yıllarımdı. Eniştemin o küçük kasaba lokantasında... Lezzet lokantası koymuştu adını. Zaten o zamanlar ''bol kepçe'' isminin yavaştan yavaştan 'post-modern' sayılmaya başlandığı yıllardı. Eniştemin bile gözünü korkutmuştu bu lanet olay. ''Post-modern'' diyecekler bize evlat! Adını ''lezzet'' koydu ama yemekler hala 'bol kepçeydi''. Bol sulu yemekler, yanında bir bütün ekmek yenecek cinsten. Ellerinde ki nasırlarla tarladan gelen köylü adamlar bir tabak çorba ile bir bütün ekmek yerlerdi. Öğlen gelirlerdi tabii. Daha akşama çok var. Bol ekmek yemek lazım! Bir yandan mutfakta bulaşık yıkardım, diğer yandan servis yetiştirme derdindeydim.

Hani Yeşil çam filmlerinde çok söylenir.
'Bir buçuk kuru çek usta!'

''Ben Ilgaz'ın eteklerinde elimde tabak, çocuk kalbimde baba hasreti ile çok köylü amcaya bir buçuk kuru çektim!''

O yıllardan bunu öğrendim. Bir şeye ne kadar 'post-modern'' derseniz deyin orjinalliğini bozamıyorsunuz. Sadece ismi değişiyor bu korku ile. İçi hep aynı kalıyor. ''Lezzet lokantası... Ama yemekleri hep bol kepçe kalan, şu küçük kasaba lokantası. '' Kendimi kocaman bir adam gibi hissederdim yevmiyemi alınca geceleri. Yirmi bin lira alırdım her gün. Turuncu gibi bir rengi vardı o kağıt paraların. Dün gibi hatırlıyorum. İşte, bir insanın renk körü olamayacağını ben o anlarda hissettim. Yaşamak için... Daha doğrusu yaşayabilmek için, sevdiklerin için renk körü olamazsın. Oldurmaz hayat, imkanı yoktur. Her rengi görmek zorundasın, her renge girmek zorundasın sevdiklerini her daim koruyabilmek için. O turuncu yirmi bin liralar ile neler almadım ki? Anneme yemeni, kahvaltılık zeytin, peynir, ve de rengarenk terlikler. Gece olunca ağlardım. Sessiz ve derinden... Ben bir de Rapunzel'in saçlarını en çok annem için kestim geceleri. Kesip anneme postiş yaptım. Saçlarını babamın olduğu diyarlara zorlanmadan uzatabilsin diye. Babam daha rahat okşasın saçlarını. Annem ben fark etmeden ağlamasın geceleri. Özlemesin babamı diye.

Ülkücü çoktu yaşadığım memlekette. Ben de ülkücü gibi görünürdüm tüm kasabaya. Bir dayım vardı. Edebiyat öğretmeni... Ali dayım! Elinde ki 'Demokrat Gazetesi' tarla yollarında eksik olmazdı. Bir o yakındı bana. Ben de devrimciydim. Söylemeye korkardım. Devrimci olmanın ayıp sayıldığı memleketti benim memleketim. Devrimci olduğunu söylesen en yakın akrabandan bile okkalı bir küfür yerdin alnının tam çatına. Çok yemişimdir! Hala alnımda binlerce küfür yazılıdır benim. En yakın akrabalarımın ağzından üstelik. Dayıma her gidişimde bir sürü kitap okurdum. En çok kitabı olan dayım oydu. Diğer tanıdıklarım ona 'kitapsız!' derlerdi. İşte bu yüzden onlara hiç inanmadım. Ömer HAYYAM, Nazım HİKMET, Orhan KEMAL, Ahmed ARİF, Can YÜCEL... Hepsi ile dayım sayesinde tanıştım. Bir sürü kitabı olan dayıma 'kitapsız!' diyen yakınlarıma şaşardım! Çünkü kitapları yazanlara da 'kitapsız!' derlerdi... Ben çocukken Nazım HİKMET kendi kitabını hiç almadı sanardım!

Lezzet lokantasının yaşlı köylüleri içinde, devrimci olduğumu söylesem bana küfür edecek binlerce ülkücü amcaya bir buçuk kuru çektim! Hepsini de ayrı sevdim. Para uzattılar çoğu zaman servis yaparken almadım. Dayımın gizli kapılar ardında okuduğu kitaplardan okumuştum. Halk yoksuldu zaten. Amcalar yoksuldu. Öyle yazardı kirli sakallı ve yazar abiler. Bir de ben vurmak istemedim. Fazladan uzatılan her parayı küçük ellerimle geri ittim! İşte, ben içimdeki hümanist çocuğun ilk tohumlarını o el itmelerle ruhuma ektim. Büyüdüm... Şarkılarda ki gibi kirlendi dünya! Dayımı başka memlekete sürmüşler, bir gün öğrendim. Ben Rapunzel'in saçlarını bir kere de devrimci dayım için kestim. Sarı saçlı kuzenime postiş yaptım! Sürgüne uzatabilsin rahatlıkla altın saçlarını. Babası okşayabilsin diye. O yıllarda devrimci olmak ayrı bir keyifti. Şimdi Fransız Sokağı'nda karşılıklı iki şarap içmekten geçiyor ona giden yol. Ya polisten iki jop yedim mi, yada daktilo başında iki cümle ahkam kestim mi devrimcisin!

Ve
Sonradan girdi hayatıma mavili / yeşilli kadınlar.
Karadeniz'in çaylığı, Akdeniz'in mavisi gibi bakan.
Ve de sapsarı tenleri... Ankara'nın bozkırı gibi kokan.


Hepsi gitmekten bahseden dudaklara sahipti. Ya da gel(mem)den... Gelmekten bahseden, mora çalan dudaklarına alıştım en çok. Saçlarımı kesmeni sevdim. Pembe bulutların üzerinde dans ettiği ellerinle... Sen benim saçlarımı kestin. Ben ise bir de senin için kestim Rapunzel'in saçlarını. Tüm sevdiklerim için kestiğim gibi... Sen uyurken belli etmeden kokladığım saçlarını kokladım bu sayede gecelerce. 'Vatan, millet, Sakarya'nın öylesine ve tesadüfen söylenmemiş bir söz olduğunu öğretti bana, Sakarya'dan akın akın soğuk yatağıma gelişin. Ankara / Sakarya arası bir ateşli savaş, Ankara / Sakarya arası bir ateşli seviş. Tarih tekerrür edecek eğer gidersen, gece siyahı saçlı sevgilim yetiş!

Yıllardır düşümde ki masal kahramanının prensi kuleye tırmanamadı. Hep boşuna mı kestim yoksa onun saçlarını? Babam hala uzak diyarlarda. Annem onu hala özlüyor. Eniştem öldü. Lokanta kapandı. Turuncu renkli yirmi binlikler çoktan tedavülden kalktı. Dayım hiçbir şeyi değiştiremedi, şimdi emekli. Yıllardır o küçük kasabaya da gidemiyorum. Artık büyüdüm... Bir de sen gidersen şimdi... Ya gidersen!

Rapunzel'in saçlarını hep boşa kesmiş sayarım kendimi. Göçerim adının olmadığı masal diyarlarına. ''Hep bir hayale kurban etmişim çocukların dünyasını süsleyen o upuzun saçlarını'' derim. Prensine de benim yüzümden kavuşamadın.
Kendimi öldürüp adının olmadığı masal diyarlarına göçersem. Benim yüzümden evde kalmış Rapunzel ile evlenmek için... Beni affet. Bu dünya da yaşayan tek masal kahramanım sendin. Eğer sen de gidersen tek evleneceğim sevgili Rapunzel! Ona okşayacak bir tutam saç borçluyum. Borcumu ödemem için ölmem gerekli. Masal kahramanları bu dünyada değiller çünkü. Ölmem gerekirse bir tutam saç için... Düşünmem... Ölürüm... Adının olduğu diyarlarda yaşayarak ölmektense, adının olmadığı masal diyarlarında büyürüm.

Hayalperest çocuklara anlat beni ibret-i alem için. Ders alsınlar umut dolu gözleri ile bensiz kalmış, yaşlı gözlerine bakarak. Babası uzakta yaşayan çocuklara anlat beni. Ve de devrimci gençlere... Ama en çok kavga eden sevgililere... Ders alsınlar sensiz kalmış, bir masalın tam içine hapis olmuş yaşlı gözlerime bakarak.

_________________
Biz tarihin orta çocuklarıyız.
Bir amacımız ya da yerimiz yok!

http://www.parantezicihayatlar.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.parantezicihayatlar.com
f şıkkı
sarı
sarı


Mesaj Sayısı : 32
Yaş : 38
Kayıt tarihi : 10/04/07

MesajKonu: Geri: Rapunzel'in saçlarını kestim...   Perş. Mayıs 31, 2007 8:36 am

"elmalı cadı ve yedi çilingir" diye bir şiir yazdım dün gece.. prensese mi sövdüm son çilingire mi bilmem.. rapunzelin saçları ellerinde mi ?.. benim cadımda elmasını kendi yedi.. güzeldi..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Rapunzel'in saçlarını kestim...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Çakıl Taşları Hangi Gün Ve Saate Olmasını İsterdiniz ?
» Çakıl Taşlarının günü Pazarmı oldu?
» Çakıl Taşları Sevil & Ekrem - Zor Aşk
» Satürn, açıları, dogum hartıasında yerleşimi..
» 2007-2008 6,7,8 Sbs Sonuçları

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Akademik Forumlar :: Deneme-
Buraya geçin: